|
TERÖRİZMİN
TÜRKİYE’NİN KALKINMASINA ETKİSİ
Kasım VAROL
Her
geçen gün biraz daha küçülen ve globalleşen dünyamızda terörizm, sadece muhatap
aldığı ülkeleri değil, ortaya çıkan sonuçları itibariyle tüm dünyayı yakından
ilgilendiren bir sorun haline gelmiş, 11 Eylül saldırıları sonrasında ise bir
çok ülkenin ekonomik, ticari ve sosyal hayatını olumsuz yönde etkileyen evrensel
değerleri yok eden “Küresel” bir nitelik kazanmıştır.[2]
30
yılı aşkın bir süredir Türkiye de bir kaosun yaşanmasına neden olan ekonomik,
sosyal ve kültürel hayatı olumsuz yönde etkileyen terör olayları, ülkenin
kalkınmasını da olumsuz yönde etkilemiştir.
1. Kalkınma Terör
İlişkisi
Kalkınma
(gelişme) ulusal gelirin ve üretimin belli bir süreç içerisinde sayısal olarak
artmasını, kurumlarda köklü değişikliklerin meydana gelmesini, ekonomik ve
toplumsal yapının yeniden düzenlenmesini, halkın değer yargılarında, dünya
görüşünde ve davranış kalıplarında meydana gelen değişmeleri de içeren çok geniş
kapsamlı bir süreçtir.[3]
Kalkınmanın
amacı, halkın uzun, sağlıklı ve mutlu, bir yaşam sürmesini sağlamak için gerekli
ortamı sağlayarak, tek tek bireyleri ve bireylerden oluşan toplumları insan hak
ve özgürlüklerine saygı göstererek kalkındırmak, ülkelerin iktisadi olarak
büyümelerini sağlamaktır.[4]
Toplumun
en küçük parçası olan, bireylere kadar inen, bütün ekonomik sorunları çözmeyi
çalışan, insanın refahını ve toplumun gelişmesini hedef alan kalkınma hakkı,
evrensel, devredilemez bir haktır ve temel insan haklarının ayrılmaz bir
parçasıdır.
Birey,
kalkınmanın temel konusudur. Ayrıca, kalkınma, insan haklarını kullanmayı
kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle, ekonomik kalkınmanın ardında, insan öğesine
yapılan yatırımlar ve genel olarak yaşam standartlarının yükseltilmesi vardır.
Bu
amaçla sürdürülen çalışmalar sonucunda, ülkenin artan ekonomik imkanları,
eğitim, sağlık, okul, yol gibi hizmetler ile toplumdaki gelir dağılımı
eşitsizliğini ve sosyal adaleti sağlamada kullanılmaktadır.[5]
Ancak
bazen beklenmeyen, arzu edilmeyen olaylar ülkenin kalkınmasını
engelleyebilmektedir. Bir ülkenin kalkınmasını yavaşlatan olayları komşu
ülkelerde yaşanan savaşlar, ülkede çıkan isyan ve karışıklıklar, terör
olaylarının yaygın hale gelmesi, düzenin bozulması, deprem, yangın, sel vb.
doğal afetlerin ülkeye verdiği zararlar şeklinde sıralamak mümkündür.[6]
2. Terörizmin
Türkiye’nin Kalkınmasına Etkisi
Dünya
tarihinde, terörden en fazla etkilenen, jeostratejik, jeopolitik ve jeoekonomik
açılardan önemli bir konuma sahip olan Türkiye, yıllarca ülkede yaşanan terör
olayları istikrarsızlıklar, üretimin artırılmasına yönelik yatırımlara ağırlık
verilememesi ve bütçesinin önemli bir bölümünün terör olaylarının önlenmesi
amacıyla harcanması sonucunda kalkınmasını tamamlayamamıştır.[7]
Nüfus
büyüklüğü olarak dünyada 16’ncı, toprak büyüklüğü bakımından dünyada 32’ci ve
Avrupa’nın yüzölçümü itibariyle en büyük ülkesi konumundaki Türkiye’nin,
Atlantik, Avrupa ve Avrasya kuşakları içinde özel bir konumu vardır.Türkiye aynı
zamanda Batı camiası ile bütünleşen, İslam aleminin demokratik, laik ve çağdaş
bir üyesi, az gelişmiş bir çok ülkenin örnek aldıkları bir model olup, zengin ve
fakir ülkeler arasındaki farklılığın hızla büyüdüğü dünyamızda, BM’e üye 185
ülke içerisinde 1997 satın alma gücü paritesine göre GSMH (Gayri Safi Milli
Hasıla)’sı ile dünyanın 16.büyük ekonomisine sahiptir.[8]
Bu
durum, bütün dünya uluslarının dikkatini çekmekte ve bu coğrafya üzerinde
emelleri olan milletlerin iştahlarını kabartmaktadır. Her geçen gün, gelişmekte
ve kalkınmakta olan Türkiye, yıllarca terörün her çeşidiyle son olarak da
PKK/KONGRA GEL gibi sivil insanları ve küçük çocukları dahi katleden bir terör
örgütü ile mücadele etmek zorunda kalmıştır.
Türkiye,
geçmişte olduğu gibi günümüzde de üzerinde ve yakın çevresinde dünya güç
dengesini etkileyecek tarzda, sürekli ve çok yönlü olarak çıkar-güç
çatışmalarına sahne olan, hassas bir bölgede bulunmaktadır. Bu nedenle
Osmanlıdan itibaren tarihi süreç içerisinde “değişik isimlerle” Türkiye üstünde
çeşitli oyunlar, oynanmış ve oynanmaya devam etmektedir. Türkiye’nin
kalkınmasını istemeyen güçler, sürekli olarak onu siyasi, ekonomik, sosyal,
politik ve kültürel yönlerden baskı altında tutmanın yollarını
aramaktadırlar.[9]
1950’li
yıllarda, ihracatının % 90’ı tarım ürünlerine dayanan Türkiye sanayisini
geliştirmek ve sanayi ürünleri ihracatını gelişmiş ülkelerdeki % 90’lar
seviyesine çıkarabilmek, o yıllardaki yoksulluğu, fakirliği ortadan
kaldırabilmek, zenginleşmek ve kalkınmada daha ileri gidebilmek için önemli
adımlar atmıştır.[10]
1950’li
yıllardan itibaren kalkınma yolunda atılan ciddi adımlar Türkiye’de bazı
değişimlerin yaşanmasına neden olmuş, ekonomik ve toplumsal alanlarda yaşanan bu
değişimlerin ülkedeki siyasal şiddet olaylarını artırmıştır. 1950’li yıllardan
itibaren hızla artan nüfus ülkede işsizliği, büyük şehirlerde ise
gecekondulaşmayı ve çarpık kentleşmeyi beraberinde getirmiştir. Büyük şehirlerde
giderek ağırlaşan geçim koşulları ile işsizliği propagandalarına malzeme yaparak
istismar eden terör örgütleri, çevrelerine topladıkları işsiz ve üniversiteli
gençlerle terör eylemlerine yöneldikleri görülmüştür.[11]
1960’lı
yılların ikinci yarısından itibaren belirli aralıklarla ülke gündemini işgal
eden terör olaylarının yarattığı istikrarsızlık veya çekingenlik, bir çok
yabancı firmanın Türkiye’ye yatırım yapmasını önlemiştir. Yine terörün yarattığı
bütçe açıklarının enflasyona yaptığı etkiler bir noktada, hem doğrudan yabancı
yatırımların Türkiye’ye gelmesini engellemiş, hem de Türkiye’deki yerli
sanayiinin yeterli finansman kaynağı bulmasını ve düşük faizlerle yatırım yapma
imkanını ortadan kaldırmıştır. Oysa bir ülkeye yabancı yatırımın girmesi,
üretimin, yatırımın, ihracatın yani reel sektörün gelişmesi, ekonomik-sosyal
yapının ve toplumsal barışın teminatıdır.[12]
Ülkede
sağlanan güvenli ortam ekonomik kalkınmanın ana koşuludur. Sermaye sahipleri bir
ülkeye yatırım yapmadan önce o ülkenin güvenli bir ülke olup olmadığını
yatırımları için herhangi bir riskin bulunup bulunmadığını araştırmaktadır. Bu
nedenle bir ülkede kendini güvende hissetmeyen sermayenin o ülkeye yatırım
yapması beklenemez. Ülkede güvenli ortamın tesis edilmesi amacıyla yürütülün
faaliyetler ise savunma harcamalarını artırmaktadır. Savunma harcamalarının
aşırı derecede artması ise ekonomik ve sosyal olumsuzlukları da beraberinde
getirmektedir.[13]
Türkiye’nin
1950’li yılların ikinci yarısından sonra başlattığı kalkınma hamlelerinden en
önemlisi Güneydoğu Anadolu Projesidir. Dünyanın en büyük dokuz projesinden
birisi olan GAP büyük bir kalkınma ve değiştirme projesidir. Türkiye’nin en
verimli toprakları olan Çukurova’nın 4 kat büyüklüğünde olan GAP projesi
gerçekleştiğinde bölgenin doğası, insanların yaşantıları değişecek, gelir
düzeyleri artacak ve bölgeye huzur ve mutluluk gelecektir.[14]
32
milyar dolarlık bir entegre kalkınma projesi olan GAP’ın bitirilmesi ile 17
milyar hektarlık bir arazinin sulanması, Türkiye’nin tüm barajlarından elde
edeceği elektrik enerjinin % 21’ine tekabül eden 27 milyar kilovat saatlik bir
elektrik enerjisinin üretilmesi hedeflenmiştir.[15]
Ancak
GAP projesinin başlaması ile birlikte Türkiye’deki terör olayları da artmaya
başlamış ülkede giderek artan terör olayları nedeniyle Türkiye bu kadar büyük
bir projeye yıllarca yeterli kaynağı aktaramamış bu yüzdende proje halen
bitirilememiştir. Oysa Türkiye’nin sadece PKK terörü ile mücadele etmek için
harcadığı 120-130 milyar dolarla 4 tane GAP’ın bitirilmesi mümkün olabilirdi.
Bu
devasa projenin iç finans kaynaklarıyla gerçekleştirilmesi oldukça zor
görülmektedir. GAP projesine 2001 yılına kadar yaklaşık 16 milyar dolar
harcanmış, tamamlanması için de ayrıca bir 16 milyar dolara daha ihtiyaç vardır.
Günümüze kadar bir yandan terörle, iç ve dış borçlarla uğraşırken diğer taraftan
bu borçları kapatmak için ciddi faiz yükü altına giren Türkiye GAP’a gerektiği
kadar ödenek ayıramamıştır. Terör olaylarının ülkede oluşturduğu kaos ve
tedirginlik yüzünden yerli ve yabancı yatırımcılar, finans çevreleri Türkiye’ye
ve GAP’a yatırım yapmaktan kaçınmışlardır.
Türkiye,
dünyanın en büyük projelerinden biri olan bölge ve ülkenin kalkınmasında önemli
bir yeri bulunan GAP’a ayırdığı ekonomik kaynaktan daha fazlasını GAP projesinin
uygulamaya başlamasıyla ortaya çıkan ve artarak devam eden terör olaylarının
önlenmesi için harcamıştır. Her yıl milli gelirinin önemli bir bölümünü terörle
mücadele etmek için harcamak zorunda kalmıştır.[16]
1960’lı
yılların sonundan itibaren Son 35 yılını sağ-sol ideolojik çatışmaları, Ermeni
terörü, Bölücü terör ve Dini motifli terörle mücadele ederek geçiren Türkiye,
1984 yılından günümüze kadar PKK terör örgütüne karşı yürüttüğü mücadelede
sonucunda 30-35 bin insanını ve kalkınma için kullanabileceği 120-130 milyar
dolarını kaybetmiştir.[17]
Bu nakdi harcamaların sosyo-ekonomik ve kültürel yan etkileri de dikkate
alındığında bu rakamları ikiye katlamak mümkündür.[18]
Yapılan mücadelenin Türk ekonomisine getirdiği maliyet ülkenin bugün içinde
bulunduğu iç ve dış borç sarmalının başlıca nedenlerinden birisi olduğu
söylenebilir.[19]
2000’li
yılların başında, Türkiye’nin dış borcu yaklaşık 120 milyar dolara[20],
iç borcu ise 100 katrilyona ulaşmıştır.[21]
Son 20 yılda PKK terör örgütünün bitirilmesi için yaklaşık olarak Türkiye’nin
dış borcu kadar bir para harcanmıştır. Ancak bu rakamlara PKK terörünün ekonomik
ve sosyal hayata olan etkileri dahil değildir. Bir başka ifadeyle 30 yıldan bu
yana ülkede değişik isimler altında ortaya çıkan terör olaylarının Türkiye’yi
ekonomik, sosyal, kültürel, psikolojik ve siyasi açıdan istikrarsızlaştırarak
yıprattığını söylemek mümkündür.[22]
PKK
terör örgütü ile yıllardır devam eden mücadele, Türkiye’nin bütçesine yılda
ortalama 6 milyar dolarlık ek bir yük getirmiştir. Ülkedeki terör olaylarının
önlenmesi amacıyla yapılan askeri harcamalar genel anlamda Türk ekonomisi
üzerinde kamu harcamalarının artması şeklinde kendisini göstermiştir.
Türkiye
bir taraftan yıllarca terörün her türü ile mücadele ederken diğer yandan da
bölgedeki stratejik konumu ve çevresinde yaşanan istikrarsızlıklar (Kafkaslar,
Balkanlar ) nedeniyle bu harcamaları yapmak zorunda kalmıştır. Terörle mücadele
etmek amacıyla yapılan harcamalar başta sanayi, turizm ve tarım sektörleri olmak
üzere bir çok sektörümüzü ciddi biçimde etkilemiş ve Türk ekonomisi üzerine ek
maliyetler-yükler getirmiştir.
Terör
olgusunun Türk ekonomisine getirdiği bu ek maliyetler Türkiye’nin gelişmesini
olumsuz yönde etkilemiş, uygulanan dışa açık sanayileşme politikaları ise
özellikle sanayi sektörümüzü durma noktasına getirmiştir.[23]
Ancak,
tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye 30 senede % 5 kalkınma hızını sağlayabilen
güçlü bir ülkedir. Türkiye yer aldığı stratejik konum ve coğrafya nedeniyle
belirli dönemlerde sürekli terör olaylarına maruz kalmış bir ülkedir. Ülkedeki
terör olaylarının önlenmesi amacıyla yürütülün çalışmalar Türkiye’de savunma
harcamalarını önemli oranda artırmıştır.[24]
Diğer
yandan Türkiye’de terör olaylarının sektörel bazda ciddi biçimde katkı yaptığı
tek sektörün savunma sektörü olduğu söylenebilir. Türkiye de terör olaylarının
önlenmesi amacıyla savunma sektörüne ciddi miktarlarda kaynak aktarılmıştır.
Aktarılan kaynaklar nedeniyle savunma sektörü kendini geliştirmiş, bu alanda
faaliyet gösteren firmalar üretim ve teknolojilerini yenileyip geliştirerek
Ortadoğu’ya ve diğer gelişmekte olan ülkelere savunma sanayi ürünlerini ihraç
etmeye başlamışlardır. Dolayısıyla terör olaylarının sektörel bazdaki tek olumlu
gelişmesini savunma sektöründe görmek mümkündür.[25]
Türkiye’de
terörizmle yapılan mücadelenin başarıya ulaşabilmesi için aktarılan kaynaklar,
savunma harcamalarının ciddi biçimde artmasına neden olmuş artan harcamalar ise
Türkiye’de bütçe açıklarının ve kamu kesimi açıklarının temel nedenlerini
oluşturmuştur. Bütçe açıklarının yarattığı enflasyonist baskının bir kaç yönden
sanayii olumsuz yönde etkilediğini, oluşan baskı nedeniyle sanayii
yatırımlarının maliyetinin arttığını, maliyet artışlarının Türkiye’nin rekabet
gücünü ve sanayiideki etkinliğini sınırladığı ve dışa açılma sürecini
engellediğini söyleyebiliriz.
Savunmaya yönelik yapılan harcamalar
personel, ekipman, altyapı ve operasyonel harcamalar şeklinde dörtlü bir
sınıflandırmaya tabii tutulmaktadır. Altyapı ve personel harcamalarının
özellikle gelişmekte olan ülkelerde ülkenin kalkınmasına yardımcı olabileceği,
ancak ekipman ve operasyonel harcamaların ülkenin kalkınmasını olumsuz
etkileyeceği söylenebilir.
PKK/KONGRA
GEL terör olaylarının başladığı, 1984 sonrası dönemi içerisine alan 1985-1989
tarihleri arasında Türk Savunma Harcamaları içerisinde, ekipman harcamalarının
18,2’ye, operasyonel harcamaların ise aynı dönemde 38,4’ e çıkarak cumhuriyet
tarihindeki en üst seviyelere ulaştığı daha sonra giderek düştüğü
görülmektedir.[26]
Harcamalardaki
bu artışın 1984’lü yıllardan itibaren PKK terör örgütüne karşı yürütülen karalı
mücadele esnasında ihtiyaç duyulan ekipmanların alımında ve operasyonel
faaliyetlerde kullanıldığı açıktır.
Diğer
taraftan Türkiye 1990 yılında yine terörizmin bahane edildiği Körfez Krizi’nin
patlak vermesiyle birlikte Irak’ta yoğunlaşan savaş ortamından olumsuz yönde
etkilenmiş, dış ticari gelirleri yıllık bazda 3 milyar dolar azalmıştır. Körfez
Savaşı’nın Türkiye’ye maliyetinin 80 milyar doları[27]
bulduğu
ifade edilmektedir. Bu nedenle dünyanın her hangi bir ülkesinde yaşanan terör
olayları veya terör bahanesiyle ortaya çıkan karışıklıkların, ülke dışında bile
olsa, diğer ülkelerin ekonomisini olumsuz yönde
etkileyebilmektedir.
Sonuç ve
Öneriler
11
Eylül saldırıları ABD’de meydana gelmiş, ancak terörizmin küresel etkisi bir çok
ülkeyi olduğu gibi Türkiye’yi de etkilenmiştir. Terörizm konusunda büyük acılar
yaşayan Türkiye, jeopolitiği gereği geçmişte olduğu gibi günümüzde de önemli
ekonomik fırsatlara sahiptir. Küreselleşme olgusunun son derece dinamik bir
biçimde yaşandığı dünyada, Türkiye’nin milli güç unsurlarıyla çok güçlü bir
bütün oluşturması, bir işletme anlayış ve verimliliğiyle yönetilmesi, topyekün
kalkınmanın gereklerinin makro düzeyde gerçekleştirilmesi halinde iktisadi
açıdan pazarlanabilir değerleri nitelik ve nicelik yönünden artacaktır.
Türkiye,
teröre karşı gösterdiği yüksek duyarlılıklarla ve tüm milli güç unsurlarıyla
yaklaşık 35 yıldır sürdürdüğü mücadeleyi kazanmış ve ülkedeki terör örgütlerini
marjinalleştirmeyi başarmıştır.[28]
Türkiye
gibi gelişmekte olan bir çok ülkede, sürekli var olan terör tehdidi nedeniyle
insanların refah ve mutluluğu ve ülkenin kalkınması için kullanılması gereken
mali kaynakların önemli bir bölümü ne yazık ki terörle mücadelede
kullanılmıştır. Terörizm halen, ülkelerin ekonomik dengelerini bozan,
yönetimlerini istikrarsızlaştıran, sosyal - kültürel hayatlarını ve
kalkınmalarını da olumsuz yönde etkileyen önemli bir sorundur.[29]
Son
yıllarda dünya konjonktüründe yaşanan bazı gelişmeler, sanıldığı gibi Türkiye’in
jeopolitik ve stratejik önemini azaltmamış, aksine bölgesel güç olma, ve bölgede
model ülke konumuna gelebilme ihtimalini daha da kuvvetlendirmiştir. Türkiye’nin
coğrafi konumu, sahip olduğu deneyim ve birikimler onun bölgede vazgeçilmez bir
ülke olduğunu ortaya koymaktadır. Son zamanlarda dünyada gelişen olaylar ve ABD
ile Irak arasında yaşanan savaş Türkiye’nin Ortadoğu da kilit ülke olduğunu bir
kez daha gözler önüne sermiştir.
Bölgede
kilit ülke konumunda bulunan Türkiye’nin kalkınabilmesi ve yıllardır en önemli
sorunlarından biri olan Terörizm tehdidini ortadan kaldırabilmesi için;
1-
Terör örgütlerinin hedef kitlesi durumunda bulunan gençleri örgütlerin
propagandalarına karşı korumak için ülkedeki eğitim düzeyinin yükseltilmesi ve
terör örgütlerinin zararlı faaliyetlerine karşı gençlerin
bilinçlendirilmesi,
2-
Terör örgütlerinin istismar ettiği önemli konulardan birisi de ülkedeki işsizlik
oranının yüksekliğidir. Ülkedeki işsizliğin azaltılması için yatırımlara ağırlık
verilerek üniversite mezunu olan çalışma çağındaki gençlere yeni istihdam
sahalarının açılarak işsizliğin azaltılması,
3-
Ülkedeki sanayii yatırımlarının geliştirilmesi, sanayiinin gelişimine bağlı
olarak yan sanayii de gelişecek ve yeni istihdam sahaları açılacaktır. Yeni
istihdamla birlikte insanların gelir seviyelerinin ve yaşam şartlarının
yükseltilmesi,
4-
Türkiye’nin gelişmesinin önündeki önemli engellerden birisi de sermaye
yetersizliğidir. Sermaye yetersizliği sorunu yabancı yatırımcıların ülkeye
çekilmesi ile aşılabilir ancak Türkiye de kendini güvende hissetmeyen yabacı
yatırımcılar Türkiye’ye yatırım yapmaktan kaçınmaktadırlar. Bu nedenle ülkede
güvenli bir ortamın tesis edilerek, Türkiye’nin güvenli bir ülke olduğu sürekli
vurgulanarak yabancı yatırımcıların Türkiye’ye yatırım yapmaları konusunda
teşvik edilmesi,
5-
Ülkedeki gelir dağılımı adaletinin sağlanması, büyük Şehirlerdeki gecekondulaşma
ve çarpık kentleşmenin önlenmesi, eğitim ve sağlık hizmetlerinin
yaygınlaştırılması, Bireylerin insan haklarından ve özgürlüklerden tam olarak
yararlanmasının sağlanarak terör örgütlerinin istismarına açık olan konular
gündemden düşürülmesi, ülkenin kalkınmasında, demokratikleşmesinde ve terör
olaylarının önlenmesinde son derece etkili olacaktır.
KAYNAKÇA
Başar,
Haşmet, “Terörün Ekonomik Maliyeti”, Türkiye Gazetesi,
21.11.1998.
Birand,
M. Ali, “Yapmazsan Zorla Yaptırırlar”, www.milliyet.com.tr. (16. 06.
2004)
Çağlayan,
Zafer, “Ankara Sanayi Odası Başkanı 20001 Yılı Meclis Konuşmaları”, http//:www.aso.org.tr/baskan/meclisEylül2001.html.
(20.05.2002).
Çataloğlu,
Oğuz, Ekonomik Kalkınma ve Büyüme,
İzmir 1977.
Demirel
Süleyman, 21.Yüzyılın Yol Haritası:
Demokrasi ve Kalkınma, ABC Basın Ajansı, İstanbul 2003.
Giritli,
İsmet, kalkınma ve Türkiye, İzlem
Yayınları.
İçli,
T.Günsen, “Terörün Sosyal Yapı Üzerindeki Etkeliri”, Dünyada ve Türkiye’de Terör Konferansı
Bildirileri, TCMB Yayınları, Ankara 2002.
Keleş,
Ruşen ve Artun Ünsal, “Kent ve Siyasal Şiddet”, COGİTO, (Şiddet Özel sayısı), 1996,
Kılıç,Yasemin,
“Yapmamız Gereken: Hiçbir Şey Yapmamak”
http://www.turkishtime.org/agustos/22_tr_4.htm
(02.11.2003).
Morgil,
Orhan, “Terörün Sanayi Sektörü Üzerindeki Etkileri”, Dünyada ve Türkiye’de Terör Konferansı
Bildirileri, TCMB Yayınları, Ankara 2002.
Örgün,
Faruk, Küresel Terör, Okumuş Adam
Yayıncılık, İstanbul 2002.
Özcan,
N.Ali, “Bir Terör Örgütü Olarak PKK; İdeolojisi, Yöntemi,Yükselişi ve Çöküşü”,
Dünyada ve Türkiye’de Terör Konferansı
Bildirileri, TCMB Yayınları, Ankara 2002.
Özdağ,
Ümit ve Öztürk O.Metin, Terörizm
İncelemeleri, ASAM Yayınları, Ankara 2000.
Özdiker,
Cengiz, “Türkiye’de Terörizm Haber ve Yorumları”, Terörizm incelemeleri, ASAM Yayınları,
Ankara 2000.
Özdiker,
Cengiz, “Türkiye’nin Jeoekonomisi ve Küresel Pazarlama”, Yeni form Dergisi, Sonbahar 1998,
Cilt:19.
Özgen,
M.İhsan, Türkiye’de Şiddet Hareketleri,
Kaynakları ve Hedefleri, Yeni Forum Yayınları, 1989.
Sezgin,
Mukadder, “Terörün Turizm Sektörü Üzerindeki Etkisi”, Dünyada ve Türkiye’de Terör Konferansı
Bildirileri, TCMB Yayınları, Ankara 2002.
Sezgin,
Selami, “Savunma Harcamaları, Terörizm ve Ekonomi” http://www.stradigma.com/turkce/haziran2003/makale_07.html
(25.10.2003).
Uygur,
Ercan, “Terörün Ekonomik yapıya
Etkileri”, Dünyada ve Türkiye’de Terör
Konferansı Bildirileri, TCMB Yayınları, Ankara 2002.
Uzunay,
Birol ve Ercan Yavuz, “Haydi Şimdi Bütün Eller Doğu’ya” http//:www.aksiyon.com.tr/arsiv/221/pages/kapak
(17.11.2003).
Ünal,
Şeref, “Terörizm ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi”, Terörizm İncelemeleri, Avrupa Stratejik
Araştırmalar Merkezi Yayınları, Ankara 2000.
* Emniyet Amiri, TEMÜH Dairesi
Başkanlığı [1] Şeref Ünal, “Terörizm ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi”, Terörizm İncelemeleri, Avrupa Stratejik Araştırmalar Merkezi Yayınları, Ankara 2000, s.88. [2] Faruk Örgün, Küresel Terör, Okumuş Adam Yayıncılık, İstanbul 2002, s.6. [3] A.k. s.151 [4] Oğuz Çataloğlu, a.g.k., s.7. [5] İsmet Giritli, a.g.k., s.28-29. [6] Oğuz Çataloğlu, a.g.k., s.99-100 [7] Ercan Uygur, “Terörün Ekonomik yapıya Etkileri”, Dünyada ve Türkiye’de Terör Konferansı Bildirileri, TCMB Yayınları, Ankara 2002, s. 119. [8] Cengiz Özdiker, “Türkiye’nin Jeoekonomisi ve Küresel Pazarlama”, Yeni form Dergisi, Sonbahar 1998, Cilt:19, S:337, s.24-35. [9] M.İhsan Özgen, Türkiye’de Şiddet Hareketleri, Kaynakları ve Hedefleri, Yeni Forum Yayınları, 1989, s.1. [10] Süleyman Demirel, a.g.k., s.130. [11] Ruşen Keleş ve Artun Ünsal, “Kent ve Siyasal Şiddet”, COGİTO, (Şiddet Özel sayısı), 1996, s.6-7. [12] Zafer Çağlayan, a.g.k., 20.05.2002 [13]Selami Sezgin, “Savunma Harcamaları, Terörizm ve Ekonomi” http://www.stradigma/. com/turkce/haziran2003/makale_07.html, 25.10.2003 [14] Süleyman Demirel, a.g.k., s.294. [15] A.k., s.296. [16]Birol Uzunay ve ErcanYavuz, “Haydi Şimdi Bütün Eller Doğu’ya” http//:www.aksiyon. com.tr/arsiv/221/pages/kapak, 17.11.2003 [17] N.Ali Özcan, a.g.k., s.107. [18] Haşmet Başar, “Terörün Ekonomik Maliyeti”, Türkiye Gazetesi, (21.11.1998) [19] Mukadder Sezgin, a.g.k., s. 143. [20] M.Ali Birannd, “Yapamazsan Zorla Yaptırırlar”, www.milliyet.com.tr. 16.06.2004 [21]Ayrıntılı bilgi için bkz, Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayanın 20001 Yılı Meclis konuşmaları, http//:www.aso.org.tr/ bas-kan/meclisEylül2001.html, 20.05.2002 [22]T.Günsen İçli, “Terörün Sosyal Yapı Üzerindeki Etkileri”, Dünyada ve Türkiye’de Terör Konferansı Bildirileri, TCMB Yayınları, Ankara 2002, s.180. [23]Orhan Morgil, “Terörün Sanayi Sektörü Üzerindeki Etkileri” Dünyada ve Türkiye’de Terör Konferansı Bildirileri, TCMB Yayınları, Ankara 2002, s.163. [26] Selami Sezgin, a.g.k., 25.10.2003
[27]Yasemin Kılıç, “Yapmamız Gereken: Hiçbir Şey
Yapmamak” http://www. turkishtime.org
/agustos/22_tr_4.htm, 02. 11. 2003 [28] Cengiz Özdiker, “Türkiye’de Terörizm Haber ve Yorumları”, Terörizm İncelemeleri, ASAM Yayınları, Ankara 2000, s.177. [29] Ümit Özdağ ve O.Metin Öztürk, Terörizm İncelemeleri, ASAM Yayınları, Ankara 2000, s.VIII.
|
||