|
HUKUKİ ALANDA YAPILAN
İYİLEŞTİRME ÇALIŞMALARI
3
Ekim 2001 tarihinde Anayasamızda yapılan reform niteliğindeki değişiklere
paralel olarak 8 adet uyum kanunu çıkarılmıştır.
1 Haziran 2005 tarihinde 5237 Sayılı Türk
Ceza Kanunu (TCK) ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) yürürlüğe
girmiştir. Yeni yapılan yasal düzenlemelerin birçoğu polis uygulamalarını
doğrudan etkilemekte olup, bu düzenlemelerin bazıları aşağıda
belirtilmiştir:
1. Gözaltı Süreleri
CMK’nın 91 inci maddesinde gözaltı süresi 24 saat olarak düzenlenmiştir.
Yeni getirilen düzenleme ile, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye
gönderilme için zorunlu süre maksimum oniki saat olarak belirlenmiştir.
Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin
toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet
savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün
süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilecektir.
CMK’nın 250 nci maddesi kapsamına giren suçlarda, 91 inci maddenin birinci
fıkrasındaki yirmidört saatlik süre kırksekiz saat olarak uygulanmaktadır.
Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hâl ilân edilen bölgelerde
yakalanan kişiler hakkında 91 inci maddenin üçüncü fıkrasında dört gün
olarak belirlenen süre, Cumhuriyet savcısının talebi ve hâkim kararıyla yedi
güne kadar uzatılabilmektedir. Bu durumda, Hâkimin, karar vermeden önce
yakalanan veya tutuklanan kişiyi dinlemesi öngörülmüştür.
Gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza
hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya neden
olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet
savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi
uygulanamamaktadır.
CMK’nın 95 inci maddesi uyarınca, yakalamadan ve gözaltı süresinin
uzatılmasına ilişkin emirden yakalananın bir yakınına veya belirlediği bir
kişiye, Cumhuriyet Savcısının emriyle gecikmeksizin haber verilmektedir.
Yakalanan veya gözaltına alınan yabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmaması
halinde, durumu, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilmektedir.
3. Müdafiin Hukuki Yardımından Yararlanma
CMK’nın 149 uncu maddesi uyarınca, şüpheli veya sanık, soruşturma ve
kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından
yararlanabilmektedir.
18
yaşını doldurmamış ya da s
ağır veya dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede malul olan şüpheli
veya sanıklar ile üst sınırı en az beş yıl hapis cezası gerektiren suçlardan
dolayı hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılan şüpheli veya sanıkların
talebine bakılmaksızın müdafi tayin edilmektedir.
Soruşturma evresinde, ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilmektedir.
CMK’nın 148 inci maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca, müdafi hazır
bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli
veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınmamaktadır.
Ayrıca, aynı maddenin 5 inci fıkrası uyarınca, şüphelinin aynı olayla ilgili
olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem
ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilmektedir.
İl Emniyet
Müdürlükleri Terörle Mücadele ve Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele
Şubelerince gözaltına alınan şahısların müdafii yardımından yararlanma
durumları ile ilgili istatistiği veriler şu şekildedir;

NOT: 2006
yılı
01.01.2006-30.11.2006 tarihleri arasını kapsamaktadır.
İstatistikten de görüleceği üzere, terör ve kaçakçılık suçlarından gözaltına
alınan şahısların müdafii ile görüşmelerine imkan tanınmasından günümüze
işleyen süreç içerisinde, personelin konu hakkında eğitilerek
bilgilendirilmesinin yanında, çeşitli faaliyetler ile vatandaşların da
bilgilendirilmeleri sonucunda, bahse konu suçlardan gözaltına alınan
şahısların müdafii yardımından yararlanma oranlarında her geçen yıl artış
olduğu gözlenmektedir.
CMK’nın 116 ncı maddesi uyarınca, yakalanabileceği veya suç delillerinin
elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın
üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilmektedir.
Kanunun 119 uncu maddesi uyarınca, hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına
ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk
görevlileri arama yapabilmektedir.
Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama,
hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet
savcısının yazılı emri ile yapılabilmektedir.
Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet
Başsavcılığına derhal bildirilmektedir.
Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 9 uncu maddesi
gereğince, yakalanan kişinin gözaltına alınacak olması veya zor kullanılarak
yakalanması hâllerinde hekim kontrolünden geçirilerek yakalanma anındaki
sağlık durumu belirlenmektedir.
Gözaltına alınan kişinin herhangi bir nedenle yerinin değiştirilmesi,
gözaltı süresinin uzatılması, serbest bırakılması veya adlî mercilere sevk
edilmesi işlemlerinden önce de sağlık durumu hekim raporu ile tespit
edilmektedir.
Hekim ile muayene edilen şahsın yalnız kalmaları, muayenenin hekim hasta
ilişkisi çerçevesinde yapılması esastır.
Ancak, hekim kişisel güvenlik endişesini ileri sürerek muayenenin kolluk
görevlisinin gözetiminde yapılmasını isteyebilir. Bu istek belgelendirilerek
yerine getirilir. Bu durumda gözaltına alınan kişinin talebi hâlinde müdafiî
de muayene sırasında gecikmeye neden olmamak kaydıyla hazır bulunabilir.
Ayrıca, düzenlenen giriş raporunun bir nüshası soruşturma dosyasına
eklenmek üzere ilgili kolluk görevlisine verilmektedir. Ancak, Gözaltı
süresinin uzatılması veya yer değişikliği ya da nezarethaneden çıkış
sırasında düzenlenen çıkış raporlarından; bir nüshası sağlık
kuruluşunda saklanmakta, diğer iki nüshası ise raporu düzenleyen sağlık
kuruluşunca kapalı ve mühürlü bir zarf içerisinde ilgili Cumhuriyet
başsavcılığına en seri şekilde gönderilmektedir. Bunlardan bir nüshası
Cumhuriyet savcısı tarafından gözaltına alınanın kendisine veya vekiline
verilmekte, bir nüshası ise soruşturma dosyasına eklenmektedir.
Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği gereğince, yakalanan ve
gözaltına alınan şüpheli veya sanıklara, haklarını belirten "Şüpheli ve
Sanık Hakları Formu" verilmektedir.
İşkence
ve kötü muamele suçları, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237
Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda İşkence (Madde 94), Neticesi sebebiyle
ağırlaşmış işkence (Madde 95) ve Eziyet (Madde 96) olarak yeniden
düzenlenmiş olup, işkencenin tanımı genişletilerek, cezası da
artırılmıştır.
Memurlar
ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 2. maddesine
02.01.2003 tarih ve 4778 Sayılı Kanunla eklenen fıkra uyarınca,
işkence ve kötü muamele suçu işleyen memur ve kamu görevlileri hakkında
açılacak soruşturma ve kovuşturmalarda bu kanun hükümleri uygulanmamakta
ve Cumhuriyet Savcıları tarafından resen soruşturma başlatılmaktadır.
1
Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
ile Cumhuriyet Savcılarının suç soruşturmasındaki rolü daha da
artırılmıştır.
Münferit davranışlarıyla teşkilatımızın genel prensip ve politikalarına
aykırı hareket ederek hak ihlallerinde bulunan görevliler hakkında adli ve
idari soruşturmalar yapılmakta, kusurlu bulunanlar ise cezalandırılmaktadır.
8.
İfadelerin Kaydı ve Gözetleme
CMK’nın 147 inci maddesinin (h) bendi uyarınca, ifade ve sorgu işlemlerinin
kaydında, teknik imkânlardan yararlanılabilmektedir.
Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 11 inci maddesi
uyarınca da, gözaltına alınan kişilerin yaşama haklarını koruyucu gerekli
önlemler alınarak, bu amaçla ilgili gözetlenebilmektedir. Gözetleme işlemi
teknik imkânlar ölçüsünde kayda alınabilmektedir.
CMK’nın 100 üncü maddesi uyarınca, kuvvetli suç şüphesinin varlığını
gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli
veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilmekte, işin önemi, verilmesi
beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama
kararı verilememektedir.
Ayrıca, aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca, sadece adlî para cezasını
gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suçlarda
tutuklama kararı verilememektedir.
CMK’nın 100 üncü maddesi uyarınca, üst sınırı iki yıl veya daha fazla hapis
cezasını gerektiren bir suçtan dolayı şüpheli veya sanığın, kimliğinin
teşhisi için gerekli olması halinde, Cumhuriyet savcısının emriyle
fotoğrafı, beden ölçüleri, parmak ve avuç içi izi, bedeninde yer almış olup
teşhisini kolaylaştıracak diğer özellikleri ile sesi ve görüntüleri kayda
alınarak, soruşturma ve kovuşturma işlemlerine ilişkin dosyaya
konulmaktadır.
Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi,
beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi
hâllerinde söz konusu kayıtlar Cumhuriyet savcısının huzurunda
derhâl yok edilmekte ve bu husus tutanağa geçirilmektedir.
Avrupa
Konseyi bünyesinde hazırlanarak 3 Mayıs 2002 tarihinde imzaya açılan ve 1
Temmuz 2003 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa İnsan Haklarını ve Temel
Özgürlüklerini Koruma Sözleşmesi’ne ek Ölüm Cezalarının Her Koşulda
Kaldırılmasına Dair 13 No’lu Protokol (ETS 187) 9 Ocak 2004 tarihinde
Strazburg’ta imzalanmıştır.
|