Uyuşturucu
Maddeler:
Uyuşturucu
İsmi üzerine "uyuşturucu...".
Oysa vatanımızın, milletimizin ve ailelerinizin akıl
ve mantığıyla hareket eden berrak ve uyuşmamış beyinlere
ihtiyacı vardır.
Uyuşturucular; bugünümüzü ve yarınınızı karartan,
sizi kendi benliğinizden ve milli kültürünüzden koparan
bir felakettir.
Benliğinden ve öz kültüründen kopmuşluk da sizi bunalıma
ve cemiyetin dışına iter. Bu itilmişlik ise bedeni
varlığınızın yok olmasına kadar gidebilir.
Merak ve özentiyle başlayan sigara içme, daha sonra
gelen alkol alışkanlığı ve bir üst derecesi olan
bağımlılığı bataklığa düşmenin habercisidir. İnsanı
insanlığından alıkoyan bu bataklıkta yaşamaksa alkolle
birlikte cinsi sapıklığı, fuhşu, uyuşturucu bağımlılığını,
frengi ve çağımızın en korkunç hastalığı olan AIDS'ı
getirmesi kuvvetle muhtemeldir.
Biliniz ki, bu tür ortamların çoğunda ahlaki değerler
geçersizdir. Ahlakın geçersiz olduğu ortamlarda bütün
değer hükümleri tersine dönmüş, maddi ve manevi dengeler
bozulmuş, sorumluluklar yitirilmiştir. Siz bu ortamda
ancak, uyuşturucu tacirlerinin kazanç kapısı olursunuz.
Uzmanlarca yapılan araştırmalara göre; AIDS ile uyuşturucu
ortamlarının ve uyuşturucu kullanımı arasında doğrudan
veya dolaylı bir ilişki mevcuttur.
Büyük çoğunlukla siz gençlerin kullanımına sunulan,
cazip gösterilen uyuşturucu maddeler; AIDS'e çeşitli
hastalıklara, genç yaşta ölümlere sebep olmaktadır.
Doğru, dürüst ve çalışkan olmaya çalışın. Kendinize
bir hedef belirleyin. Enerjinizi o hedefe varmak
için kullanın.
Herkesin bir zayıfı ve zayıf yanı mutlaka vardır.
Önemli olan bunu bilmek ve onun esiri olmamaktır.
Çocuklarınızı uyuşturucu kullanımına karşı korumak
sizin en büyük görevinizdir. Bu görevi yapmak, topluma
ve geleceğinize karşı sorumluluklarınızı yerine getirmeniz
demektir.
İçki, uyuşturucu, kumar, şans oyunları, sapıklık,
fuhuş, evden kaçma, gibi faaliyetlerin tümünü besleyen,
ortaya çıkaran ortama uyuşturucu kültürü denir.
Yarınlarınızın bu ortama düşmemesi için; çocuklarınızın
kimlerle arkadaşlık yaptığını ve verdiğiniz paraları
nerede kullandıklarını iyi kontrol etmelisiniz.
Çocuklarınızı sigara ve alkolden uzak tutmalı, anları
ikram vasıtası olarak kullanmamalısınız.
Çocuklarınıza ahlak bakımından iyi örnek olmalısınız.
Çocuğunuzun kişilik kazanmasına yardımcı olup, onların
kendilerine güvenini sağlamalısınız.
Kuvvetli iradeye sahip olmaları için rehber olmalı,
sizin isteğiniz konularda başarılı olamaya bileceklerini
düşünerek başarılı olabilecekleri alanı bulmalarına
yardımcı olmalısınız.
Çocuklarınızın meseleleriyle yakında ilgilenip, onlara
yeterli zaman ayırmalı, şefkat ve merhamet göstermelisiniz.
Çocuklarınızın baba şefkati ile otoritesini benliklerinde
aynı oranda hissetmelerini sağlayacak özen ve dikkati
göstermelisiniz.
Çocuklarınıza iyi bir terbiye vermelisiniz. Onları,
mili ve manevi konularda aydınlatmalısınız. Bu anlatımınız
onların uyuşturucudan uzak durmalarını sağlayacaktır.
Çocuklarınızın, uyuşturucu batağına yuvarlanmalarına
vesile olabilecek kötü örneklerin ve özendiricilerin
yuvalandığı birahane, meyhane, diskotek, kahvehane
gibi yerlerden uzak tutmalısınız.
Uyuşturucuya götüren sebeplerin başında gelen alkolden
uzak durmalarını ve bu kötü alışkanlığa düşmemelerini
sağlamalısınız.
Bütün uğraşlarınıza rağmen uyuşturucunun pençesine
düşen çocuklarınızın kurtulmalarına destek olmalı,
gerekli tedavilerinin yapılması hususunda yardımcı
olmalısınız.
Uyuşturucu kullanan çocuklarınızda, arkadaşlarını
değiştirme, sık sık geç kalmak; yalan söylemek, yeni
yeni arkadaşlar edinmek, aşırı para harcamak gibi
bazı değişiklikler olacaktır.
Yorgunluk bitkinlik, sinirlilik gibi hallerinde uyuşturucu
kullanabileceklerinden şüphelenerek sebebini araştırmalısınız.
Uyuşturucu kullandığını tespit etmeniz halinde; önce
kötü arkadaş grubundan ayırmalı, uzman psikiyatr
islerin önerileri doğrultusunda tedavilerini sağlamalısınız.
Sevgili anne ve babalar..!
Biliyoruz, öğüt vermek kolay, ama siz gene de gayret
etmelisiniz... Önce çocuklarınız üzerinde şefkat
ve merhamete dayalı otorite kurmalısınız. Daha sonra
da çevrenizde olanlarla ilgilenmelisiniz. Çevrenizdeki
bu tür olayları gördüğünüzde mutlaka 155
POLİS İMDAT telefonuna bildirmelisiniz.
ÇOCUK VE GENCE ÖRNEK OLMA
Çocukların hergün karşı karşıya kaldıkları anne baba tutum, davranış ve ilişki
biçimlerinin; onların eğitiminde çok önemli bir rol oynadığı bilinmektedir.
Aile ilişkileri, çocuklar için, davranış biçimleri ve insan ilişkilerinin öğrenildiği
bir sahne oluşturmaktadır. Madde kullanım konusunda da, benzer mekanizma işlenmekte
olup; çocuklar, anne babanın maddeler konusundaki tutum ve davranışlarını gözlemlemekte
ve benzer şeyleri uygulamaktadır.
Toplumda, anne baba başta olmak üzere, öğretmenler ve diğer etkili yetişkinlerin
madde kullanımı konusundaki tutum ve davranışları; çocuk ve gençler için çoğu
kez kavram karmaşası yaratmaktadır. Çocuk ve gençler, zararlı etkisi kesin
olarak kanıtlanmış olan sigara ve alkol gibi maddelerin, neden erişkinler tarafından
kullanıldıklarını tam olarak kavrayamamakta; kendilerinin de bu ve buna benzer
maddeleri kullanabileceği düşüncesi oluşmaktadır. Anne babalar, her ne kadar,
çocuk ve gençleri bağımlılık yapan maddeler konusunda uyarsa da; kendi sergiledikleri
davranış modelleri, mantıklı uyarılarından çok daha etkin olmaktadır.
Bu nedenle, anne babaların, kendilerinin kullanımı konusundaki tutum ve davranışlarının
nasıl olduğunu irdelemeleri gerekir. Örneğin alkol, sigara, ilaç kullanımı
konularında bu maddeleri kullanma nedenleri, sıklıkları, bu maddelere gereksinimleri,
kullanıp-bırakma paternleri, bu alandaki güçlülük ve zayıflıkları gibi özelliklerin
hepsi önem taşımaktadır.
Çocuklar, anne babanın davranışlarını görerek öğrenir, anne-babanın birbirlerine
olan tutum ve davranışlarını da kendilerine örnek alır, sorunların çözümünde
anne babanın davranışlarını kopya ederler.
AİLE İÇİ EĞİTİM
Eşler arasındaki ilişkilerin her zaman çok pürüzsüz olması beklenemez. Zaman
zaman sürtüşme, anlaşmazlık ve tartışmalar da olması doğaldır. Önemli olan,
anlaşmazlıklar karşısında, eşlerin olaya yaklaşımları, birbirlerine karşı davranışları
ve çözüme ulaşmada izlenen yolların nasıl olduğudur.
Anlaşmazlıklarda eşlerin karşılıklı oturup konuşabilmesi, her iki tarafın da
kabullenebileceği bir çözüm yolu bulabilme becerisi önem taşımaktadır. Hiç
sorun yokmuş casına olayları görmezden gelip sahte bir uyum içinde yaşıyor
olmak, hep birinin boyun eğmek zorunda sağlıksız bir ilişki biçimini sürdürmek,
sorunların çözümünde çocuklara sarılmak ya da çatışmayı onların üzerine yansıtmak
sağlıksız iletişim modelleridir.
Çocukların eğitiminde eşlerin beklentileri, istekleri, rolleri, sorumlulukları,
yönlendirmeleri, eğitime yaklaşım biçimleri kuşkusuz birbiriyle tümüyle aynı
paralelde olmayabilir. Ancak, temel konulardaki eğitim anlayışında, tutarlı
ve uyumlu bir birlikteliğin sağlanması çocuklar adına önem taşımaktadır.
ÖZGÜR, BAĞIMSIZ, SORUMLU, SINIRLARINI BİLEN, GÜVENLİ ÇOCUK YETİŞTİRME
Madde bağımlılığı tehlikesi ile ilgili olarak anne babaların bilmesi gereken
önemli özelliklerden biri; çocukları ve gençleri bağımsız olarak yetiştirebilmenin,
onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli etkenlerden biri olduğudur.
Maddeler, ancak kullanıldığında bağımlılık yaratırlar. Bağımlılık yapan maddelerin
tümü ortadan kaldırılması mümkün olmayacağına göre; kişinin bu maddeleri kullanmama
gücünün gelişmiş olması en temel özellik gibi görünmektedir. Kişinin madde
kullanması için, maddeye hayır deme gücünün olmaması ve madde kullanımı konusunda
önceden istekli olması gerekir. Bir başka deyişle, maddeye hayır diyemeyen
ve kendisiyle ilgili sorumluluk duygusu yeterince gelişmemiş olan kişilerde
maddeye alışma tehlikesi çok daha fazla olduğu söylenebilir.
Çocuklara sorumluluk duygusunu verebilmek, onları madde bağımlılığından uzak
tutabilecek en önemli unsurdur.
Çocukları bağımsız olarak yetiştirmenin ne olduğu; onlara güven ve bağımsızlık
duygusunu kazandıran bir eğitim yaklaşımının nasıl olacağı soruları hep akla
gelmektedir.
Bunu anlayabilmek için, çocukların, kendilerine özgübir özgürlük ve serbestlikleri
olması; ancak her şeyde olduğu gibi, bu özgürlüğünde sınırlarının iyi tanımlanması
gerektiği bilinmelidir.
Çocukların kendilerine güvenebilmeleri, kişilik sahibi olabilmeleri için yalnız
başlarına, anne-babasız hareket edebilecekleri alanlara gereksim bulunmaktadır.
Anne-babaya düşen görev, çocuklarına bu serbest alanda yol göstermek; ancak
bu serbestliğin sınırlarını da açık olarak belirlemektir.
Bu nedenle; çocukların belirli konularda; yaşlarına uygun olarak ve kendi başlarına
serbest hareket edebilmeleri, onların kendi davranışlarını kontrol edebilmeleri
için çok önemlidir.
Çocuk kendi başına bir karar verdiğinde; bu kararın kendi yaşamı üzerindeki
etkileri konusunda bir sorumluluk alacak ve belli oranda bir riske girecektir.
Bu risk ona ağır gelse bile, sonuçta kendisine bazı deneyimler kazandıracaktır.
Kendi verdiği kararlar sonucu çocuğun olumlu şeyler elde etmesi, ona verdiği
kararın doğru olduğunu öğrenecek; olumsuz şeyler yaşaması ise, bu deneyimin
ona daha sonraki denemeler için katkıda bulunmasına sağlayacaktır. Bu deneyimler
sonuçta, çocukta güven ve sorumluluk duygusunun gelişmesinde önemli adımlar
olarak düşünülmektedir.
Bağımsızlık ve kişisel sorumluluk ancak uzun zaman süreci içinde, yavaş yavaş
ve alıştırmalarla verilebilir.
Hangi yaşta olursa olsun, herkesin belirli sınırlara gereksinimi vardır.
Hem toplumsal yaşantıda uyumlu olabilmek, hem kişisel iç huzuru ve dengeyi
sağlayabilmek için; kişinin belirli sınırlarının olmasına gerek vardır. Bu
sınırlar, kişisel bütünlüğü koruyabilmek ve başkalarıyla iletişimde açık ve
net olabilmek için de gereklidir. Bu sınırlar aynı zamanda, kişinin kendini
hangi alanlarda ve nereye kadar geliştirebileceğinin da bir ölçüsü gibi düşünülebilir.
Çocukların sınırları, önce anne baba olmak üzere çevre ve toplum tarafından
belirlenmektedir. Aile, okul, meslek eğitimi, maddi durum, ev durumu gibi aileye
değişen etkenler yanı sıra; alienin çocuk yetiştirme biçimleri, tüm alanlarıyla
eğitim ve öğretim, toplumdaki sosyal ve kültürel değer yargıları da bu sınırların
belirlenmesinde çok önem taşıyan değişkenlerdir.
Çocukların sınırlarının nasıl ve ne oranda olması gerektiği aile tarafından
belirlenirken; kuşkusuz, çocuğun kendinden getirdiği yaratılış özellikleri
de bunda etkili olmaktadır.
Daha bebeklikten başlayan bu sınırlar, çocuğun gereksinimleri ve ailenin tutumuna
göre, her yaş için farklı düzey ve biçimde olmak üzere yeniden ayarlanmalıdır.
Çocuk ve gencin sınırları; "esnek ama gevşek değil", "belirli ama katı değil",
" tutarlı ama değişmez değil", "yaptırımı olan ama zorlayıcı değil" nitelikte
olmalıdır. Kuşkusuz, bu sınırların belirlenmesine, çocuk ve gencin gereksinimleri,
beklentileri, dilekleri de önemsenmeli; gelişen topluma göre güncel değerler
göz önüne alınmalı; çocuk ve gencin de bu oluşumda payının olmasına dikkat
edilmelidir.
Çocuğa belirlenen sınırların çok geniş ve gevşek olması; bir anlamda "sınır
olmaması" anlamına gelmektedir. Bu durumda çocuk ve genç, gerçek yaşamda neyi,
ne zaman, nerede, nasıl yapacağını öğrenmemekte; davranışlarını ayarlama ve
kontrol edebilmeyi becerememekte; gerçek yaşamdaki ilişkileri tam anlamıyla
kavrayamamakta; insanlarla ve toplumla olan ilişkilerini ayarlayamamakta; kendi
sınırlarının nerede bittiği ve başkalarının özğürlüğünün nerede başladığını
kestirememekte; sosyal uyum ve iletişimde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.
Bunun tersine, çocuğa gereksiz engellemeler ve yasaklardan oluşan bir sınır
belirlenmesi; "çocuğun kişiliğinin aşırı sınırlanması" demektir. Bu durum,
çocuk ve gencin yaşam becerilerinin gelişmesinde engelleyici rol oynamakta;
güvensizlik, karamsarlık ve kuşku duyguları ve bunların neden olduğu yeni psikososyal
sorunlara yol açmaktadır.
Sınır ve sorumlulukların kesin olarak belirlenmediği, anne baba arasında belirgin
tutum farklılıkları olduğu, aynı konuda farlı zamanlarda farklı sınırların
söz konusu olduğu durumlar; "belirsizlik, tutarsızlık ve güvenilmezlik" olarak
değerlendirilmektedir. Böyle bir durumda, çocuk ve genci, kendi davranışlarını
ayarlama, karar verme ve sorumluluk almada sorun yaşamasına neden olacaktır.
Anne babalar için önemli cümleler:
Çocuk ve genç,
Duygusal açıdan
Sevgi, ilgi,
yakınlık,
onaylama,
Saygı görme,
önem verilme,
Övgü alma,
cesaretlendirme,
kendini
özgürce anlatabilme,
Belli sınırlar içinde bağımsız davranabilme,
Sağlıklı bir
ortamda büyüyüp gelişme,
Uygun biçimde eğitilme,
Umut ve beklentilerinin desteklenmesini
ister.
Çocuk ve genç
Anne baba davranışlarını görerek öğrenir,
Anne babayı kendine
örnek alıp taklit eder,
Anne babanın birbirlerine karşı davranışlarını gözler,
Sorun
çözümünde anne babadan gördüklerini yapar.
Çocuk ve genç,
Anne babanın ona zaman
ayırmasına gereksinim duyar,
Ailede olumsuz ilişkiler varsa onarılmasını ister,
Sorumlulukları
üstlenmede yol gösterilme ve destek arar.
Çocuk ve genç,
Çocuk ve gence sorumluluk
duygusunu verilmelidir,
Çünkü, sorumluluk duygusu madde bağımlılığından uzak
olabilmedeönemli bir unsurdur.
Anne babanın, çocuk eğitiminde unutmaması gereken bazı cümleler, madde kullanımı
konusunda da geçerli olup; yaklaşımın da dikkate alınmaları gereken bazı cümleler
vardır
Tedaviye Yönlendirmede Temel YaklaşımlarAlkol/Madde kullanan kişi,
sorunun varlığını inkar etme eğilimindedir.Bir şey söylemek yerine, aktif biçimde
çok
iyi dinlemek Alkol/Maddenin, kişinin yaşamı üzerindeki olumsuz etkilerinin
neler olduğunu farketmesini sağlamak,Tartışmadan kaçınmak,Yargılamamak,Kendine
güvenmesini sağlamaya çalışmak,Onu olduğu gibi kabul etmek, Alkol/Madde kullanımıyla
ilgili sorunların sorumluluğunu ona bırakmamak; kendi kararlarını vermesini
desteklemek.
ÇOCUK VE GENÇTE MADDE KULLANIMINI
DÜŞÜNDÜREN BELİRTİLER:
Ergenlik dönemi, puberte ile başladığı, gencin kendi ekonomik bağımsızlığının
kazandığı yaşlara kadar sürdüğü kabul edilen bir gelişim dönemidir. Biyolojik,
psikolojik ve ruhsal olarak hızlı değişimlerin yaşandığı bu cağ; kendine özgü
bazı özellikler taşımaktadır. 10' lu yaşların başından, 20'li yaşların başı ya
da ortasına kadar uzayabilen bu dönemde; bir çocuğu yetişkin hale gelmesi söz
konusudur.
Her çocuk ve gencin kendine özgü biçimde yaşadığı bu dönemde, bireysel ruhsal
bağımsızlığın kazanılması, uygun ve tutarlı akran ilişkilerinin kurulabilmesi,
kimlik duygusunun şekillenmesi, geleceğe yönelik planların oluşturulması, karşı
cinse ilişkin tutum ve davranışların tutarlı hale gelmesi, iş ve meslek yolunun
çizilmesi, aile ve toplum değer yargılarının harmanlanıp kişinin kendine özgü
bir değerler sistemi oluşturulması, ekonomik bağımsızlın sağlanması, davranışlarının
sorumluluğunu üstlenir hale gelebilmesi gibi bir çok görev beklenmektedir.
Ergenlik döneminin uzun zaman sürmesi yanısıra, ergenden beklenen görevlerin
çeşitliliği ve zorluğu; bu dönemde ergenlerin bazı sorunlar yaşamasına yol açabilir.
Bu dönemin kendine özgü ruhsal ve davranışsal özellikleri, duygusal çalkantıları,
uyum güçlükler, kimlik sorunları, bocalamaları,otoriteyle çatışmaları çoğu kez
büyük sarsıntılara neden olmaksızın çözülür. Ancak bazı ergenler için, bu özellikler,
ciddi ve ağır biçimde sorun yaşanmasına neden olabilir. Madde kullanımı da bu
ciddi sorunlar arasında sayılmaktadır.
Ergenlik döneminin olağan gelişimsel çalkantılar arasında; derslerdeki başarısında
dalgalanmalar, aileyle çatışma ve aile yaşamından uzaklaşma isteği, ruhsal yönden
duygusal ve davranışsal sorunlar gösterme, ilgi ve isteklerinde kararsızlık ve
değişkenlik, okul ya da meslek eğitimine ilişkin sorun ve bocalamalar yerini
değiştirme gibi önemli kararlar söz konusu olabilir.
Çocuk ve gençlerde, madde bağımlılığının başlangıcını gösteren kesin bir işaret
yoktur. Ergenliğin olağan duygusal sorunları ya da başka ruhsal bozuklukların
da benzer belirtilere yol açabileceği akılda tutulmalı; ancak, ergende madde
kullanımı kuşkusunu akla getirebilecek bazı ciddi davranış değişiklikleri gözden
kaçırılmamalıdır. Bu belirtilerin ciddiyetinin değerlendirilmesi, başka ruhsal
sorunlarla ayırıcı tanının yapılması, çözüm önerileri ve tedavi yaklaşımı; madde
kullanımı konusunda özelleşmiş çocuk/ergen psikiyatristleri ve erişkin psikiyatrislerinin
görev ve sorumluluk alanı içindedir
Sevgili Gençler!
Sizin ve geleceğinizin en büyük düşmanı sigara, alkol ve uyuşturucudur. Birahane,
diskotek, meyhane ve benzeri mekanlar uyuşturucu kullanımı ve dağıtımı için uygun
mekanlardır. Bu mekanlardan uzak durunuz. Merak için gitmek zorunda kalırsanız
bile dikkatli olunuz, tuzaklara düşmeyiniz.
Uyuşturucular, sizi milli ve manevi değerlerinizden koparır, cemiyete uyum sağlayamayan
kavgacı, sinirli ve uyumsuz insan haline getirir. Bu da içinde yaşadığınız cemiyetten
soyutlanmanıza ve batağa iyice saplanmanıza sebep olur.
Düşünün! Sizler bizim geleceğimizsiniz. Büyük önder ATATÜRK bile Cumhuriyeti
ve İstikbali sizlere emanet etmedi mi? Onu korumak ve kollamakla yükümlü kılınmışsınız.
Pekii ! Bu koruma ve kollama eylemini uyuşmuş beyinlerle yapmanız mümkün mü?
Cemiyetten soyutlanmakla Cumhuriyeti korumanız ve kollamanız mümkün mü?
Kötü örneklerin hayatlarına, parıltılı ve sahte yaşantılarına aldanmayın. Onlar,
Cumhuriyetin kollayıcısı olan sizleri bu görevden alıkoymak için canla, başla
çalışan düşmanlarınızdır. Soğuk savaşın çirkin bir anlayışı olarak, sizleri önce
uyuşturucuya iten ortamları hazırlayarak dejenere edip, sonrada öldürücü alışkanlıklarla
imhaya yönelen guruplar mafya adı altında örgütlenmiştir.
Sizin örnek aramaya, hele hele kötü örneklere sarılmanıza gerek yoktur. Çünkü;
Mustafa Kemal ATATÜRK gibi bir mürşidiniz (Yol göstericiniz) vardır.
Ne Yapmalısınız?
Öncelikle uyuşturucu kullanımına yol açan ortamlardan uzak durmalısınız.
Kötü örneklerden (İdoller) kaçınmalı, onların parıltılı ve şaşalı yaşantılarına
aldanmamalısınız.
Uyuşturucu kullanımına başlamanın en büyük sebeplerinden olan deneme isteğinden
kendinizi uzak tutmalısınız.
Size bedava uyuşturucu teklif eden "bir kere kullanmadan bir şey olmaz" diyenlere
kanmamalısınız.
Sorunlarınızın çözümü uyuşturucu kullanımıyla sağlanmaz. Uyuşturucuya sığınmamalısınız.
Çevrenizdeki arkadaşlarınızda uyuşturucu kullanımına zemin hazırlayan ortamlardan
uzak tutmalısınız.
Enerjinizi milli ve manevi değerlere sosyal faaliyetlere yönetmelisiniz.
Model şahsiyetlerin bozukluğunu aklınızdan çıkarmamalısınız.
Sevgili Gençler!
Sevincinizi, üzüntülerinizi aileniz büyükleriyle paylaşınız.
Sizin en yakın dostunuz sizin için her şeyini fedaya hazır aile büyüklerinizdir.
Onlara karşı dürüst olunuz. Onlardan hiçbir şeyinizi gizlemeyiniz. Onlara güveniniz.
Problemlerinizi anlatınız, tek başına çözüm bulmaya kalkmayınız.
Onlar sizlerden daha deneyimlidir. Onlardan korkmayınız. Kimin problemi yok ki?
El birliğiyle her şey çözülür.
Uyuşturucu ÇÖZÜM değil ÇÖZÜMSÜZLÜKTÜR.
Geri
Dön
|