










 |
|
|
|
GİRİŞ
STRES;
Biyolojik ve psikolojik dengenin bozulduğuna ve yeni durumlara uyum
yapılarak yeniden dengeye dönülmesi gerektiğine yönelik bir işarettir.
Stresin kısa dönemdeki etkilerinden
bazıları, kişinin kalp hızının artması, kan basıncının fırlaması,
sinirlerinin bozulması, tahammülsüzleşmesi ve bazen verimliliğin düşmesine
neden olan sinirlilik ve kaygıdır. Buna karşılık, hedefe yönelik,
etkinliği artıran kısa süreli stres, performansı da yükseltebilir. Tedavi
edilmeyen stresin uzun süreli etkileri çok daha ciddi olabilir. Bunların
bir kısmı bazıları kişilik değişikliği, iş ya da evlilik yaşamının
bozulması, madde ya da alkol kullanımı, intihar düşüncesi; eğilimi ya da
girişimi gibi kendine zarar verici davranışlar şeklindedir.
Polislik mesleği , aktif silahlı görev,
düzensiz çalışma saatleri, nöbet ve vardiya sistemleri, görevin riskleri
ve sorumlulukları, hiyerarşik yapıdan
kaynaklanan
ast-üst çatışmaları, her tür suç olgusu ve
suçlularla iç içe olma gibi koşulların birlikte ya da tek
tek yarattığı stresler nedeniyle normal
popülasyona göre stres bozuklarının daha sık
görüldüğü bir meslek grubudur.
Stres olumsuz düzeyde ve uzun süre
yaşandığında birçok zararlı sonuçlara neden olabilmektedir. Bunlar :
(*Bu kitapcık Prof.
Dr. Nesrin ŞAHİN’in “Stress
ve Başa Çıkma Yolları” ve Prof. Dr. Özcan
KÖKNEL’in “Stress”
kitabından derlenmiştir)
Fizyolojik olarak
 |
Hazımsızlık Astım
|
 |
Yorgunluk Kalp-damar
hastalıkları
|
 |
Baş ağrıları Kalp
krizleri
|
 |
Cilt bozuklukları Felçler
|
 |
Yüksek Tansiyon Kanserler
|
 |
Ülser/ Gastrit Ölüm
|
Zihinsel
–Duygusal Açıdan
 |
Kaygı Bozuklukları
|
 |
Depresyon (Çökkünlük)
|
 |
Öfke ve aşırı sinirlilik
|
Davranışsal Açıdan:
İçe
Kapanma
Alkol –
Madde Bağımlılığı Saldırganlık
Yoğun
stres iş verimi üzerinde de olumsuz etkiler yapmaktadır. Çalışma
temposunda düşme, enerji azlığı, kendini yorgun hissetme, tahammülsüzlük,
karşılıklı anlayış ve hoşgörünün azalması sebebiyle iletişimde bozulma,
öfkede artış, bireysel farklılıkları algılamada bozulma, stresin iş
yaşamına
olumsuz etkileridir.
İki insan aynı koşullar altında bile
birbirinden çok farklı tepkiler gösterebilir. Biri kaygılı ve gerilimli
iken, diğeri soğukkanlı ve sakin olabilir. Bu çok doğaldır. Her birimizin
kişilik yapıları, stresle baş etme yolları farklıdır.
STRESLE BAŞ ETME

A-Stresle Baş Etmede
Etkisiz Yollar (Uzun vadede daha çok strese neden oldukları
için.
1-
Uygun Olmayan Davranışlar;
Kaçma davranışı, saldırganlık, içe kapanma, alkol ve sigara bağımlılığı,
kötü beslenme.
2-
Kendini Aldatmaya Yönelik
Davranışlar; Görmezlikten gelme, sorunlarının sebebi olarak başkalarını
suçlama, inkar, bastırma v.b. kendini aldatmaya yönelik
tutumlardır.
Stresle başa çıkmak için
başvurduğumuz çeşitli yolları dikkate aldığımızda, tipik bazı davranış
türleri aklımıza gelir. Birçok kişi, kendisini ya sigaraya, ya yemeye, ya
alkole, ya da birkaçına birden verirler. Sigara, sıklıkla kullanılan bir
gevşeme aracıdır. Stresle karşılaştığımızda, kendimizi rahatlatmak için
bir refleks hareketi olarak elimizi hemen sigara paketine atarız. Oysa
sigaranın sağlık üzerinde olan zararları, stresle başa çıkarken ilk anda
gösterdiği yararının çok üzerindedir. Aynı şekilde aşırı yemek
yemek, başlangıçta genellikle rahatlatıcı
olmakla birlikte, bu tür bir davranış kendi başına ya da alınan kilolar
nedeniyle ek bir stres kaynağı haline gelebilir. Alkol kullanımı için de
benzer şeyler söyleyebiliriz. Alkol de stres anında kişiyi rahatlatma
gibi bir etki yapsa da, uzun vade de fizyolojik ve psikolojik bağımlılığa
yol açtığından başlı başına bir stres faktörü haline gelebilir.
Bazıları, strese tepki olarak geri çekilir,
içine kapanır, pasifleşir, sorunlarıyla yüz yüze gelmekten kaçınır. Bazen
de sorunlarını tümüyle yok sayarak, olayların dışına çıkarlar. Böyle bir
davranış o insanın karşısındaki kişiye sıkıntı ve öfke duyguları
yaşatabileceğinden, bu kez ilişkilerde sorunlara yol açabilir. Başlangıçta
stresi yaratıcı olaylardan uzak kalırsa bile sorun çözülmemiş olarak
ortada kalır.
Stres karşısında yaygın
kullanılan bir başka tutum da olaylar karşısında aşırı tepki
göstermektir. Küçücük hayal kırıklıklarının dert edilmesi, ya da
değişikliklerden olumsuz şekilde etkilenme bu tür davranışlara örnektir.
Aşırı tepki verme çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir. Başkalarına yönelik
öfke nöbetleri, kırıcı olma, kaygılanma vb. gibi davranışlar bunlardan
bazılarıdır. Çoğumuz zaman zaman bu tür aşırı
tepkilerde bulunmuşuzdur. Ancak, bunun bir alışkanlık haline gelmesi
bizleri yalnızlığa götüreceğinden strese daha da yatkın kılar.
Bir başka zararlı alışkanlık da,
stres karşısında hiç tepki göstermeyip, yaşanan sıkıntıyı içimizde
biriktirmedir. Bu birikimler sonucunda artık daha fazla dayanamayacağımız
için, normal zamanlarda hiç de önemli olmayan herhangi bir olayın, hiç
beklenmedik bir anda strese dönüşme olasılığı artar. Ayrıca stresin
birikebilen bu niteliğini fark etmek güç olduğundan, dayanma sınırlarımızı
zorladığımız da olur.
İşlerimizi planlamak için zaman
ayırmadığımız takdirde, sınırlı bir süre içine çok sayıda işi sıkıştırmaya
çalışırız. Ya da önceden sezilebilecek bazı olumsuz olayları gözden
kaçırabiliriz. Her iki tür davranış da yaşadığımız stresli olayların
yoğunluğunu ve sayısını arttırabilir.
Stresle başa çıkma tarzımız ne
olursa olsun, “esnek” olabilmek önemli bir niteliktir. Bir başka başa
çıkma davranışı daha yararlı olabilecek iken, tek bir davranışın
alışkanlık halinde kullanılması, başa çıkma tarzınızın esnek olmadığına
işaret eder. Bu alışkanlığınız bazı durumlarda işe yararken, diğerlerinde
yetersiz kalabilir. Asıl dikkat edilmesi gereken nokta budur. Herhangi bir
başa çıkma tarzının etkililiği ve esnekliği, stresli bir durum içindeyken
elimizdeki diğer seçenekleri araştırmamıza olanak sağlayıp sağlamadığıyla
belirlenir. Esneklik, değişime daha açık olmamıza olanak tanır. Böylelikle
stresli olarak algıladığımız olay sayısı azalabilir.
B-Stresle Baş Etmede Kullanılan Etkili Yollar
Stresle
baş etmede iki yol vardır:
Durumu değiştirmek yada duruma
gösterilen tepkileri değiştirmek.
 |
Çevresel stresörler
üzerinde etkili olanlar,
|
 |
Zihin üzerinde etkili olanlar,
|
 |
Beden üzerinde etkili olanlar,
|
 |
Aynı anda pek çok düzeyde etkili
|
1- Çevreye Yönelik Olanlar: (Durumu
Değiştirmeye Yönelik Olanlar.)
Etkili Zaman Planlaması Yapılması:
 |
Düzenli olmak,
|
 |
Yazılı planlar yapmak,
|
 |
İşleri uygun kişilere paylaştırmak,
|
 |
Zaman cetveli kullanmak.
|
Problem Çözme Teknikleri:
Problem çözme teknikleri en çok kontrol
edebileceğimiz sorunlar üzerinde kullanılır. Herhangi bir problemi
çözerken beş basamaktan geçilir:
a-Problemi saptama
 |
Bu durum neden bir problem
oldu?
|
 |
Bu, yalnızca benim açımdan mı
bir problem, yoksa başkaları da bunu böyle mi görüyor?
|
 |
Benim bir katkım var mı?
|
 |
Katkısı olabilecek başka şeyler ya da
kişiler var mı?
|
b-Seçenekleri gözden geçirme:
Olabildiğince çok seçenek üretmektir. Aşırı
komik ve saçma görünse de tüm seçenekleri gözden geçirin. Unutmayın
seçenek listesinde yer alması gereken ve değişmeyen iki seçenek daha
vardır:
 |
Problemi bir yana bırakarak,
stresli durumlardan kaçmak.
|
 |
Problemin bizde yarattığı
duygular üzerinde yoğunlaşmak.
|
c- Her iki seçeneğin avantaj ve dezavantajlarını gözden geçirdikten sonra
bir çözüm yolu seçme
d-Eyleme geçme
Seçilen çözümün nasıl yapılacağını iyice
bilmek gerekir
e-Sonuçları değerlendirme.
2- Zihne Yönelik Olanlar:
(Duruma Gösterilen Tepkileri Değiştirme)
a-Kişinin Kendisiyle Olumlu Diyalog
Kurması:
Diyelim ki, işinizde yaptığınız
görevle ilgili önemli bir bilgiyi atladığınızı fark ettiniz. Kendi
kendinize şöyle söylenebilirsiniz: “Berbat bir şey oldu. Böyle devam
edersem asla başaramam.”
Ya da şunları diyebilirsiniz: “ Çok aptalca bir hata idi. Ama yaptığım en
kötü hata sayılmaz. Amirimle konuşup eksik kalan kısmı
 |

|
eklemeyi önerebilirim. Hatamı ve eksiğimi fark ederek düzeltmeye
uğraştığımı görürse memnun bile olabilir.”
Yukarıdaki ilk grup düşünce tarzı,
olumsuz ve kişinin kendisine zarar veren türdendir. İkinci gruptaki
düşünceler ise; daha olumlu ve sorunu çözmeye yöneliktir. Bunların ikisi
de “ kendi kendine konuşma” örnekleridir.
Olaylar karşısında gösterilen olumsuz
tutumlar ya da daha açıkçası kişinin kendi kendine söylediği olumsuz
sözler, o olaylar sırasında hissedilen gerginliği arttırmaktadır.
Kişinin kendi kendine yaptığı
olumsuz içerikli konuşmalar, zaman geçtikçe otomatikleşir ve olumlu bir
içerik ile kolayca yer değiştiremez. Stres düzeyini düşürmek istiyorsanız,
bu olumsuz düşüncelerin farkına varmanız çok önemlidir. Kendinizi hangi
durumlarda ve ne kadar eleştirirsiniz? Kendinize sık
sık kızar mısınız?
 |
Stresle dolu olmasını beklediğiniz bir duruma
girmeden önce kendinizi buna hazırlayın. Geçmişte benzer bir olayı
başarıyla çözümlediniz mi? Bunu hatırlamaya çalışın. Daha sonra tıpkı
atletlerin yarışmadan önce yaptıkları gibi, kendi kendinizi coşturun.
|
Örnek: “ Biliyorum....Bu işi
becerebileceğim. Geçmişte de benzer durumlarla başa çıkmıştım.”
“ Dünyanın sonu değil ya, her
inişin bir çıkışı vardır.”
 |
Sonra mantıklı düşünmeye çalışın.
|
Örnek:
“ Problem daha büyümeden, yapabileceğim bir
şey var mı? ”
“ Belki başa çıkabilmek için bir
plan geliştirebilirim. ”
 |
Stresli durum sırasında da şu tür başa çıkma
cümleleri uygun olabilir.
|
Örnek:
“ Omuzlarımın gerginleştiğini
hissediyorum. Bu normal.... Eğer kaslarımı biraz gevşetebilirsem, kendimi
daha sakin hissedebileceğim. Belki durumu atlatıncaya kadar iyi gelebilir.
”
“ Her seferinde tek bir işi ele
almaya çalışmalıyım. ”
“ Çok rahatsızım ama, bu dünyanın sonu değil. Bunu da
atlatırım. ”
“ Elimden geldiğince sakin olmaya çalışmalıyım.
Diyelim ki probleminizi başarıyla
çözdünüz. Muhakkak kendinizi ödüllendirin. Bu aşamada kendinize
söyleyeceğiniz olumlu sözler daha sonra karşılaşılan problemlerde
kendinize daha güvenli olmanızı sağlayacaktır.
“ İşte yaptım ve
oldu !”
“ Amirimle sorunumu
görüşmem düşündüğüm kadar kötü olmadı.”
“ Aferin bana!"
Kendi kendinizle
yaptığınız bu olumlu diyalog , stresi yaşantınızdan alıp götürmeyecektir,
ama onunla, olumlu başa çıkabilmeniz için listenize ekleyebileceğiniz
önemli bir araç olacaktır.
b-Etkili İletişim : ( Durumu ve Duruma
Gösterilen Tepkiyi Değiştirme)
Stresli durumlar, genellikle
insanlar arası ilişki sorunlarından kaynaklandığına göre, sorunlarımızı bu
kişilerle tartışabilmek, çözüm için bir anahtardır. Ancak, bu tartışmayı
yaparken, siz ya da karşınızdaki kişiler yoğun bir kaygı duygusu
yaşıyorsa, iletişim çok zor olabilir. Üstelik bu durum yaşamakta olduğumuz
stresi arttırabilir.
Kişiler arası
ilişki sorunlarını daha az stresli, daha az duygusal tutabilmek için
çeşitli yollar vardır:
 |
Stresli olacağını tahmin ettiğiniz
bir duruma girmek üzereyken önce kendinizi hazırlayın. O sırada
yaşadığınız korku, kaygı, tedirginlik, kızgınlık v.b. duygular üzerinde
odaklaşmak yerine, dikkatinizi, elde etmeyi arzuladığınız sonuç üzerinde
yoğunlaştırınız.
|
 |
Herhangi bir etkileşimden neler
elde etmek istediğinizi önceden düşünürseniz, etkileşim başladığında daha
sakin olur, istediğiniz sonuçlara daha kolay ulaşırsınız.
|
 |
Herhangi bir sorunu nasıl söze döktüğünüz çok
önemlidir. “Sen”li cümlelerden (yüklemi sen olan cümleler), kaçınmaya
çalışın. “Sen”li cümleler insanları, genellikle aşağılama eğilimindedir;
karşısındakinin neler düşündüğü, neler hissettiği konusunda yorumları
içerir. (Sanki bu düşünce ve duyguları, ondan daha iyi bilebilirmişiz
gibi.)
|
 |
“Ben”li cümleler ise sorumluluğu kişinin
kendi üstünde tutar. Kişinin görüşlerini, duygularını açıkça ortaya
koymaya yardımcıdır. Bu nedenle karşı tarafın savunmaya geçmesi pek olası
değildir. Taraflardan bir suçlamaya yada eleştirmeye kalktığında, düşünce ve
duygularını belirtmiş olan taraf, “Ben öyle hissediyorum” dediğinde
tartışma kesilir.
|
Örnek:
 |
Yeterince açık konuşmuyorsun- söylemeye
çalıştığın şeyi anlamıyorum, ifadesi
|
 |
Bana doğru söylemiyorsun-yerine- bana doğruyu söylemediğini
düşünüyorum, ifadesi kullanılmalıdır.
|
Soru Sorma Teknikleri:
Etkili iletişimde sorular da güçlü
araçlardır. Soru türünü seçerken içinde bulunduğunuz durumu dikkate alın.
Bilgi alış-verişi mi yapıyorsunuz, bir soruna çözüm mü arıyorsunuz yada
danışma-görüşme mi yapıyorsunuz.
Açık uçlu sorular, karşıdaki kişiye
en üst düzeyde özgürlük hakkı veren sorulardır.
 |
.... konusunda neler hissediyorsun?
|
 |
.... bir kısmını bana anlatabilir misiniz?
|
 |
Bana .... tanımlayabilir misiniz?
|
3-Bedene Yönelik Olanlar: (Duruma Gösterilen
Tepkileri Değiştirme)
a-Doğru Egzersiz:
Doğru egzersiz, bir çok amaca hizmet
edebilir. Becerileri arttırabilir, esnekliği, kas gücünü ve dayanıklılığı
geliştirebilir, gerilimi hafifletebilir, kilo vermeye ve almamaya yardımcı
olabilir ve özellikle de kalbin beden dokularına oksijen sağlayabilmesini
kolaylaştırarak, bedenin genel fizyolojik koşullarını iyileştirebilir.
Fiziksel aktivite bedenin
psikolojik ve fizyolojik kökenli uyarılmışlık düzeyini azaltıcı doğal bir
mekanizmadır.
Stres yönetimi açısından
egzersizlerin şöyle yararları mevcuttur.
 |
Stres karşısında aşırı tepki
vermeyi azaltır.
|
 |
Egzersizle birlikte bedende
aniden yüksek düzeyde bir uyanıklık oluşur. Bedenin “fren sistemi” devreye
girer. Stres aniden düşer.
|
 |
Kaygı ve gerginliğin azalması
görülür.
|
 |
Kişinin kendine saygısı artar.
|
 |
Bedeni stres ile ilgili
hormonlardan arındırır.
|
b.Beslenme Alışkanlıkları: (
Duruma Gösterilen Tepkileri Değiştirme)
Kahve, çay, çikolata, kakao, kolalı
içecekler kendiliklerinden strese yol açan besinlerdir. Bu besinler, stres
tepkisini başlatan kimyasal maddeler içerirler. Bu besinler
alındıklarında, stres tepkisini harekete geçirirler. Uyanıklık ve
hareketliliği arttırırlar. Bir oturuşta, arka arkaya 20 fincan kahve
içilse, öldürücü dozda kafein alınmış olur. Aşırı kahve tüketiminin en sık
rastlanan yan etkileri arasında kaygı, sinirlilik ve huzursuzluk halleri,
ishal, düzensiz kalp atışları ve dikkati yoğunlaştıramama gibi stres
belirtileri ortaya çıkar.
Pek çok insan, kahve ve çay yerine
ıhlamur, adaçayı gibi bitki çayı içmeyi yeğlerler. Bunların içinde kafein
miktarı sıfırdır. Örneğin papatya çayının sakinleştirici bir etkisi
vardır.
Beslenme konusunda bir diğer önemli husus
stresle vitaminler arasındaki ilişkidir. Stresli zamanlarda sinir
sisteminin ve iç salgı sistemlerinin düzgün çalışmalarını sağlamak için
bazı vitaminlere çok fazla gereksinim duyulur. Bunlar B kompleks ve C
vitaminleridir. Bu vitaminlerin eksikliği stres yaratan faktörlere olan
toleransı ve bunlarla başetme becerisini de
düşürür.
B
vitaminlerindeki eksiklikler kaygı, huzursuzluk ve genel sinirlilik hali
yaratırlar. Vücuda gerekli olan B kompleks vitamini eksikliğine yol açan
bir yanlış beslenme alışkanlığı rafine beyaz şeker tüketimidir. Şeker,
şekerle yapılan pastalar, kurabiyeler, draje şekerler iyi birer enerji
kaynağıdır. Başka da bir özellikleri yoktur. Bu besin maddelerinin
beden tarafından kullanılır hale getirilmesi ve enerjiye dönüşebilmeleri
için B kompleks vitaminlerine ihtiyaçları vardır. Beyaz un tüketimi de B
vitamini eksikliğine yol açan beslenme alışkanlıklarından biridir.
Kan şekerinin aşırı düşmesine hipoglisemi
denir. Kaygı, baş ağrısı, baş dönmesi gibi belirtileri vardır. Bu
belirtiler bireyi huzursuz ve sabırsız hale sokarlar. Kişinin strese
dayanıklılığını düşürürler. Aç kaldıklarında huysuzlaşan insanlar da
görülen budur. Beyaz tuz kullanımı da, vücutta aşırı su
tutumu sonucu yüksek tansiyona yol açmaktadır.
Beslenme alışkanlıklarınızı düzenleyerek
enerji düzeyinizi, strese gösterdiğiniz tepkilerinizi ve genel sağlığınız
üzerindeki kontrolünüzü arttırabilirsiniz.
4-Çok Yönlü Olanlar: (Durumu ve
Duruma Gösterilen Tepkileri Değiştirme)
Aynı zamanda pek çok düzeyde, hem bedende
hem zihinde etkili olan yollar gevşeme, meditasyon
ve yogadır. Çeşitli gevşeme yolları vardır:
Bunlar; Sistematik Gevşeme, derin solunum ve
zihinde canlandırmadır.
Sistematik Gevşeme:
Gevşemeyi öğrenmiş ve
bunu yapabilen kişilerin çoğu, gevşemeye ayırdıkları zamanın yaptıkları
işi engellemediğini, tersine daha çok işi yapabildiklerini söylüyorlar.
Gevşemeden sonra, gerilimlerinin azaldığını, enerjilerinin arttığını
söylüyorlar.
Gevşemeye ayrılan zaman, yoğun stresin
olumsuz fiziksel etkilerini azaltmaya da yardımcı oluyor. Gevşeme,
zihinsel ve fiziksel uyarılmışlığı düşük düzeyde tutacak ve dengeleyecek
faaliyetleri içerir. Metabolizma yavaşlar. Stresle ilişkili hastalıklar
önlenebilir.
Derin Solunum:
Stresli bir durumda, gözlerinizi
kapatın ve dikkatinizi solunumunuz üzerinde yoğunlaştırın. Burnunuzdan
doğal bir şekilde ve kolayca soluk alıp verin. Aldığınız nefesle göğüs
kafesinizi değil, diyaframınızı aşağı doğru itip balon şişirir gibi
karnınızı şişirin. Omuz ve boyun kaslarınızı olabildiğince gevşetin. Çok
kısa bir zaman içinde gerginliğin vücudunuzdan kayıp gittiğini fark
edeceksiniz.
Zihinde Canlandırma:
Kendinizi çok rahat bir
yerdeymişsiniz gibi hayal edin. Neler hissettiğinizi yaşamaya çalışın.
Örneğin; kumsalda olduğunuzu hayal etmişseniz, yüzünüzdeki güneşin
sıcaklığını, hafif rüzgarı hissetmeye çalışın. Sahneye ne kadar çok
ayrıntı eklerseniz o kadar çabuk ve kolay gevşersiniz. Bu hayali yerde
kısa süre kaldıktan sonra dinçleştiğinizi ve sakinleştiğinizi
göreceksiniz.
STRESE KARŞI BEDEN VE RUH SAĞLIĞININ KORUNMASI

İnsanın strese karşı beden ve ruh
sağlığını koruyabilmesi için şu hususlara özen göstermesi gerekir
 |
Yavaş yemek yiyin. Her lokmayı iyice
çiğneyip, öyle yutun.
|
 |
Az ve sık yemek yiyin.
|
 |
Sabahları kahvaltı edin.
|
 |
Akşam yemeklerini az yiyin.
|
 |
Akşam yemeklerinden üç-dört saat sonra
yatın.
|
 |
Yatmadan önce yarım bardak ayran ya da süt
için.
|
 |
Çeşitli besin maddelerinden oluşan
yiyecekleri seçin.
|
 |
Tereyağı ve margarinden kaçının. Bitkisel
yağları tercih edin.
|
 |
Şeker, ekmek, tatlı gibi karbonhidratı bol
olan yiyecekleri azaltın.
|
 |
Yemeklerinizden kırmızı eti kaldırın.
Onun yerine balık ve tavuk eti yiyin.
|
 |
Az yağlı süt için. Yağ düzeyi düşük
peyniri ve yoğurdu tercih edin.
|
 |
Yiyeceklerinize fazla tuz koymayın. Kan
basıncında yükselmeler oluyorsa tuzdan kaçının.
|
 |
Şeker hastalığı gibi tıbbi bir sakınca
yoksa bol bol meyve ve sebze yiyin.
|
 |
Alkol almaktan kaçının. Alkol alma
alışkanlığınız varsa, akşam yemeklerinde, yemek arasında bol suyla ve
yavaş yavaş, için.
|
 |
Sigara içmeyin. Sigara alışkanlığınız
varsa ve bırakmakta zorlanıyorsanız, günde üç-beş sigaradan başka
kullanmayın.
|
 |
Alışkanlığınız varsa, günde bir-iki
kahve, iki-üç bardak çaydan fazlasını içmeyin.
|
 |
Uykunuzun düzenli olması için özen
gösterin. Yatma, kalkma saatlerinde değişmeler yapmayın.
|
 |
Uykudan önce gevşeme çalışmaları yapın.
|
 |
Uykudan önce gerginlik ve kaygı veren
durumlardan uzak durun. Kavga etmeyin, tartışmayın. Korku filmleri
izlemeyin.
|
 |
Ruh sağlığını korumak, zorlanmayı önlemek
veya ortadan kaldırmak için dinlenme ve hareket etmeyi öğrenmek
gereklidir.
|
 |
Kendinize gün, hafta, ay, yıl içinde
dinlenme saatleri, günleri, haftaları ayırın. Yıllık dinlenmenizi
bulunduğunuz çevrenin dışında yapmaya çalışın.
|
 |
Bu sürelerde işiniz dışındaki olaylarla
konularla ilgilenin.
|
 |
Boş zamanları değerlendirmenin,
dinlenmenin çalışmamak değil, çalışmanın biçimini değiştirmek olduğunu
unutmayın.
|
 |
Dinlenme sırasında sağlık durumunuza,
yaşınıza göre, yürüyüş, koşu, fizik çalışmaları, atletizm, basketbol,
tenis, voleybol, yüzme gibi sporlar yapmak için zaman ayrın.
|
 |
25- Ailenize zaman ayrın ve çocuklarınızla
oynayın.
|
 |
26-Benliğinizi tanıdıkça doğru ve iyi
bulduğunuz yönlerinizi geliştirmek, eksik, hatalı, kötü yanlarınızı
denetleyebilmek için çaba harcayın.
|
 |
Ruh sağlığının temeli “ kendini bil”
ilkesine dayanır. Bu nedenle zaman zaman
benliğinizle iletişim kurun. Endişe, kaygı, kızgınlık, korku gibi size
elem veren duygulanım durumlarının nedenlerini araştırın. Bu durumların
sizden kaynaklanan nedenleri varsa gidermeye çalışın. Başkalarından
kaynaklanan nedenlerine gerçekçi çözümler arayın.
|
 |
Yaşınız ne olursa olsun başkalarıyla
iletişim kurmanın gerekli olduğunu unutmayın. Başkalarıyla ilgi, sevgi ve
hoşgörüye dayanan iletişimin ruh sağlığınızın önkoşulu olduğunu kabul
edin.
|
 |
İletişim sırasında belirli ölçü ve sınır
içinde sürekli olarak eş duyum kurmaya,
kendinizi başkalarının yerine koyarak durup düşünmeye çalışın.
|
 |
Başkalarından gelen önerilere her zaman
açık olun. Ancak son kararı daima siz verin.
|
 |
Kendinize güvenin, kendinizde eksik,
yetersiz ve hatalı gördüğünüz yanların başkalarında da bulunduğunu
düşünün.
|
 |
Ailede, okulda, işyerinde, özetle içinde
bulunduğunuz her ortamda rol ve yer alın. Sorumluluk yüklenin.
|
 |
Sorumluluk , özgürlük ve özerklik
sınırlarınızı iyi belirtin. Ağır sorumlulukların baskısı altıda ezilmeyin.
Kendinizi alabildiğine özgür ve özerk görmeyin.
|
 |
Engeller karşısında başarısız, sorunlar
karşısında çaresiz kalırsanız ezilmeyin, bıkmayın, yılmayın. Yeni
çözümler, yeni yollar arayın.
|
 |
Başarısızlıklarınızdan, hatalarınızdan
ders alın. Buları tarafsız bir gözle değerlendirin. Nedenlerini
başkalarında aramadan önce kendinizde arayın. Bulduğunuz nedenler varsa,
onları bir daha yapmamaya çalışın.
|
 |
Günlük çalışma, iş ve uğraşınız dışında
kalan zamanınızı kişiliğinizi geliştirecek, güçlendirecek, güven duygusunu
pekiştirecek, çevreye ve topluma olumlu katkısı olacak biçimde
değerlendirin.
|
 |
Sürekli olarak kendinizi yenilemeye
çalışın. Gelişmelere, değişmelere yabancı ve uzak kalmayın. Eski duygu ve
düşüncelerinizle yeniler arasında bağlantı kurun.
|
 |
Geçmişteki başarısızlıklarınız ve
hatalarınız için pişmanlık duymayın, sürekli olarak kendinizi veya
başkalarını suçlamayın, bu tür duygulara takılıp kalmayın. Bunları
yararlanılması gerekli birer deneyim olarak değerlendirin. Enerjinizin,
gücünüzün bunlara takılıp kalmasının günlük yaşamınızı ve geleceğinizi
olumsuz biçimde etkileyeceğini düşünün.
|
 |
39- İçinde bulunduğumuz çağın ve yaşın
bedensel ve ruhsal özelliklerini bilin. Kendinizin ve başkasının
davranışlarını değerlendirirken bu özelliklerin de etkili olabileceğini
düşünün.
|
 |
Ölümü yaşamı tamamlayan bir son olarak
kabullenin.
|
 |
Çocuklara ve gençlere ilgi ve sevgi
gösterin. Onların mutluluklarından, umutlarından esinlenin, yararlanın.
|
 |
Saygı duyduğunuz, değer verdiğiniz
duygularınız, düşünceleriniz, inançlarınız olsun. Bunlar için çaba
harcayın, çalışın.
|
 |
Başkalarının da saygı duyduğu, değer
verdiği duyguları, düşünceleri, inançları olduğunu göz önünde bulundurun.
|
 |
Size uymayan, ters düşen değer yargısı,
duygu, düşünce ve inançlar karşısında anlayışlı, esnek ve hoşgörülü olun.
Bağnaz ve saldırgan olmayın.
|
 |
Karşı cinsle ilgi, saygı, sevgi, anlayış,
beğeni ve desteğe dayalı ilişkiler kurup sürdürün. Karşı cinsi kendinizle
eşit görün, küçük görüp ezmeyin, büyük görüp korkmayın.
|
 |
Görev ve sorumlulukları ertelemeyin,
zamanında yerine getirin.
|
 |
Sorunları biriktirmeyin, ortaya
çıktıklarında çözmeye çalışın, küçük sorunların birikip büyümesine izin
vermeyin.
|
 |
Değer verdiğiniz insanları yitirdinizse,
nedenlerini araştırın. Sizden kaynaklanan ilgisizlik, sevgisizlik,
iticilik, saldırganlık varsa, bunları gidermenin yollarını araştırın.
|
 |
Hatalarınızı görün, hatalarınız
gösterildiğinde kabul edin.
|
 |
Zamanınızı elden geldiğince istediğiniz
gibi kullanmaya çalışın. Kendi başınıza kalacak, dilediğinizi yapacak
zaman ayırın.
|
 |
“Hayır” demeyi öğrenin. İstemediğiniz,
size yeni yükler getirecek, sorunlar oluşturacak, sizi zorlayacak
durumlara hemen boyun eğmeyin.
|
 |
Seçeneklerin arasında “yukarıdakilerin
hiç biri “ seçeneğinin bulunduğunu unutmayın.
|
 |
Kendinizi, eksiksiz ve kusursuz iş yapma
baskısından kurtarın. Yapabileceğinizle yetinin.
|
 |
Kendinizi bütün arkadaşlarınız,
yakınlarınız tarafından sürekli ilgi görmesi, takdir edilmesi gerekli bir
insan olarak değerlendirmeyin. Böyle bir beklenti gerçekçi değildir. Sizi
seven, sayan insanlar bile kimi durumlarda sizi eleştirebilirler,
yerebilirler. Bunu bir bilgilendirme olarak kabul edin ve yararlanmaya
çalışın.
|
 |
Kendi değerinize sahip çıkın. Ne olursa
olsun kendinizden hoşnut olun. Farklı olmaktan korkmayın.
|
STRES DÜZEYİNİN ÖLÇÜLMESİ

Aşağıdaki her cümleyi okuyun ve sizin
durumunuza ne kadar uyuyorsa ona göre “1:Hemen hemen her zaman”; “5:Hiçbir
zaman” olmak üzere 1 ile 5 arasında bir puan verin.
Hiç Çok
- Günde en az bir kez
sıcak yemek yerim.
(1) (2) (3) (4) (5)
- Haftada en az dört
gece 7-8 saat kadar uyurum.
(1) (2) (3) (4) (5)
- Düzenli duygusal
etkileşim ve iletişim içindeyim.
(1) (2) (3) (4) (5)
- 50 km içinde
güvenebileceğim bir akrabam vardır.
(1) (2) (3) (4) (5)
- Haftada en az iki
kez, iyice terleyecek kadar beden eğitimi yaparım.
(1) (2) (3) (4) (5)
- Günde yarım paketten
az sigara içerim.
(1) (2) (3) (4) (5)
- Haftada beş kadehten
az içki içerim.
(1) (2) (3) (4) (5)
- Boyuma uygun
kilodayım.
(1) (2) (3) (4) (5)
- Temel harcamalarımı
karşılayacak gelirim var.
(1) (2) (3) (4) (5)
- Dinsel inançlarım
bana güç verir.
(1) (2) (3) (4) (5)
- Düzenli olarak sosyal
etkinliklere katılırım.
(1) (2) (3) (4) (5)
- Çok sayıda tanıdığım
ve arkadaşım var.
(1) (2) (3) (4) (5)
- Kişisel konularda
güvenebileceğim bir veya daha çok arkadaşım var.
(1) (2) (3) (4) (5)
- Sağlığım iyi (görme,
işitme ve dişleri de kapsayacak şekilde düşünün
(1) (2) (3) (4) (5)
- Öfkeli veya kaygılı
olduğumda, duygularım hakkında açıkça konuşabilirim
(1) (2) (3) (4) (5)
- Birlikte yaşadığım
insanlarla, para gibi ev içi sorunlarla ilgili olarak sık sık
konuşurum. (1) (2) (3) (4) (5)
- Haftada en az bir kez
eğlenmek için bir şey yaparım.
(1) (2) (3) (4) (5)
- Zamanımı iyi
kullanabilirim.
(1) (2) (3) (4) (5)
- Günde toplam üç
fincandan daha az çay, kahve veya kola içerim.
(1) (2) (3) (4) (5)
- Gün içinde dinlenmek
için kendime zaman ayırırım.
(1) (2) (3) (4) (5)
TOPLAM PUAN:
Puanlarınızı toplayın. Bulduğunuz sayıdan 20
çıkarın, 30’un üstündeki herhangi bir sayı, stresten zarar
görebileceğinizi gösterir. Bulduğunuz sayı 60-75 arasındaysa ciddi olarak
zarar görebilirsiniz. Bulduğunuz sayı 75’in üstündeyse çok fazla zarar
görebilirsiniz . Yardım alabileceğiniz bir merkeze başvurmanızda fayda
vardır
Başa Dön |
|