ŞİKAYET-ADLİ İNZİBATİ  İŞLEMLERi

           

 

1 ) ŞİKAYET, ADLİ VE İNZİBATİ İŞLEMLER

 

1-1) Memur Kimdir? Memur Tanımları:

Hukukumuzda çeşitli memur tanımlarına rastlanır. Anayasa , Devlet Memurları Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kendi yönlerinden memuru tanımlamışlardır.Bunlar içerisinde en geniş kapsamlı tanımlama Türk Ceza Kanunu tarafından yapılmış olanıdır.

 

a) Anayasaya Göre Memur:

1982 Anayasasının 128.nci maddesine göre “Devletin Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve kamu tüzel kişilerinin genel İdare esaslarına göre yürütülmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler memurlar ve diğer kamu görevlileri ile görülür.” Burada dikkati çeken nokta genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken asli ve sürekli görevlerin, memurlar dışında diğer kamu görevlileri eliyle de yürütülebileceği hususudur.

 

b) Devlet Memurları Kanununa Göre Memur:

Devlet Memurları Kanunun, Devlet Memuru şöyle tanımlanmıştır. “Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler” memurdur.(D.M.K. madde 4)

 

c) Türk Ceza Kanununa Göre Memur :

Türk Ceza Kanununun 279. Maddesine göre  “Devamlı veya muvakkat, ücretsiz veya ücretli, ihtiyari veya mecburi olarak teşrii(yasama), idari veya adli bir amme vazifesi gören kimseler memur sayılır.”

Burada memur deyimi kullanılmasına rağmen Ceza Kanunu, bu maddesinde   memuru değil, geniş anlamda kamu görevlilerini tanımlamıştır.

 

1-2 ) Memurluk Mesleği

Türk Kamu Yönetiminde memurluk bir meslek olarak kabul edilmiştir. Bireyler ilgi ve yeteneğine göre belli bir düzeyde memurluk mesleğine girerler. Memurlar,kamu hizmetlerini sürekli çalışarak ve hizmet içinde yetişerek yürütürler, hizmet sürelerine ve becerilerine göre memurluk mesleğinde ilerlerler

Devlet Memurları Kanunu, devlet memurluğuna girmede ve yükselmede yeteneği esas almıştır.(D.M.K Md.3)

 

1-3 ) Memurlar Hakkında Disiplin Ve Ceza Koğuşturması

Memurların birlikte bulunmasının ve düzenli olarak çalışmasının sağlanabilmesi için uygulanan yaptırımlardan biri de disiplin cezalarıdır.Bir kurumda çalışan memurların, kurumun düzenini bozucu davranışlara karşı uygulanan yaptırımlara kısaca disiplin cezası diyoruz.Eğer memurun davranışı ayrıca ceza yasalarına göre bir suç oluşturuyor ise, bu suç için öngörülen ceza da uygulanır.

Bilindiği gibi ceza hukuku ile toplum düzenine aykırı davranışlar disiplin cezaları ile bir kurumun düzenine aykırı davranışlar cezalandırılır. Bazen bir tutum veya davranış, hem kurumun hem de toplumun düzenini bozabilir. Bu gibi durumlarda memur hakkında hem disiplin soruşturması , hem de ceza koğuşturması yapılır.

 

1-3 -a ) Disiplin Soruşturmasının Açılması

Disiplin soruşturmasının açılabilmesi için; Soruşturmayı haklı kılacak bir iddianın, şikayetin ve disiplin kusuru önceden belirlenmiş olan bir tutum ve davranışın mevcut olması ve bu bilgilerin soruşturma açmaya yetkili amirlere intikal etmiş olması gerekir, disiplin soruşturmalarının açılmasında ihbar da önemli yer oynamaktadır.Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bu konuda gönderilen ihbar veya şikayet mektuplarının büyük bir çoğunluğunda , ad, soyad, adres belirtilmemekte veya yanlış bilgiler verilmektedir.

Bu konuda kendi mensuplarımızın da mektup yazdığı özlemlenmektedir.İsimsiz veya imzasız olarak gönderilen ihbar mektupları üzerinde soruşturma açılıp açılmayacağı hususu uygulamada tartışmaya açık bir husustur.3071 sayılı “Dilekçe Hakkının Kullanılmasına dair Kanun hükümlerine baktığımızda söz konusu kanunun 2. Maddesinde “Bu Kanunun

Türk Vatandaşlarınca Türkiye Büyük Millet Meclisine ve İdari Makamlara yapılan dilek ve şikayetler hakkındaki başvuruları kapsıyacağı hükmü yer almakla ve tüm kamu kurumu ve kuruluşlarında kanun hükümlerinin uygulanacağı açıkça belirtilmektedir.

Kanunun 6. Maddesinde ise “verilen ve gönderilen dilekçelerden belli bir konuyu ihtiva etmeyenler, Yargı mercilerinini görevine giren konularla ilgili olanlar, 4. Maddede gösterilen şartlardan herhangi birini taşımayanlar,(bu şartlar dilekçe sahibinin adı, soyadı, imzası ,iş veya ikamet adresinin bulunması şartlarıdır.) incelenemezler” amir hükmü getirilmiştir.

 

1-3-b ) Disipline İlişkin Mevzuat Ve Disiplin Cezalarının Hukuki Dayanağı

Devlet Memurlarına ilişkin disiplin hükümleri esas itibari ile 657 sayılı kanunun 124-136 maddeleri arasında yer almıştır.

Ancak kamu kesimindeki bazı mesleklerin özellikleri sebebiyle bu hizmetlerde görevli personel için değişik mevzuatlarda cezalar düzenlenmiştir.657 sayılı Kanunun 125. Maddesinde”Özel Kanunların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümleri saklıdır” denilmektedir.Buna göre mensuplarımız işledikleri suçtan dolayı disiplin tüzüğümüzde belirtilen cezalar verilecektir. Ancak işlenen suçun tüzükte bulunmaması durumunda bu kanun hükümleri uygulanılacaktır. Devlet Memurları Kanununda yeralan tüm suçlara, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünde de yer verilmiştir. Bunun tek istisnası “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” hükümnü taşıyan Devlet Memurları Kanununun 125/E-g fıkrasıdır. Uygulamada disiplin tüzüğünde yer verilen zina, sarkıntılık gibi suçların yukarıdaki kanun maddesi hükmüne göre değerlendirildiği ve karar verildiği görülmekte, bu yönde verilen kararlar ilerde telafi edilmesi kolay olmayan bir takım hatalı uygulamalara yol açmaktadır.

 

1-3-c ) Soruşturma Açmaya Yetkili Makamlar

Disiplin soruşturması açmaya yetkili makamlar 24.10.1982 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren “Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin” 16. Maddesinde belirtilmiştir.Bu maddeye göre yetkililer İlde Vali, İl Emniyet Müdürü, Kaymakam ve İlçede Emniyet Müdürleridir.Merkezde ise bu makamlar Bakan ve Emniyet Genel Müdürüdür.

 

1-3-d ) Soruşturma Emrinin Verimesi

Soruşturmayı başlatmak için ortada belli bir sebebin bulunması gereklidir.Bu sebepler ihbar, şikayet, suç işlediğinin bizzat görülmesidir.

Disiplin soruşturmalarının kapsamı, 4483 sayılı kanun kapsamına giren soruşturmalardan daha dar olduğu için, bu soruşturmalar genellikle muhakkik aracılığı ile yapılır.Fakat konu önemli ve müfettiş teknik ve bilgisini gerektiren bir konu olduğunda soruşturmanın müfettişler aracılığı ile yapılması veya bu yöntemin talep edilmesi daha yerinde bir davranış olacaktır.

Soruşturma emri  verilirken, soruşturma yapma yetkisi veren görevlinin,(muhakkikin) soruşturmada sanık durumunda bulunan görevliye veya görevlilere göre rütbece daha üstte bulunması hususuna özellikle dikkat edilmeli, zorunlu durumlarda aynı rütbede olan ancak, sanık memura göre daha kıdemli olan memurlara bu görev verilmelidir.Nitekim Danıştay 2. Dairesi 21.03.1979 tarih  ve E:1979/277, K:1979/728 sayılı kararında “Memurlar hakkında yapılacak soruşturmanın, sanığın memuriyet görevinin daha üstünde veya ona eşit düzeyde bulunan bir memura yaptırılması gerekir” şeklinde karar verilmiştir.

Daha önce de belirtildiği gibi disiplin soruşturmalarında muhakkik veya müfettişler soruşturma emrini veren makamın yetkilerini kullanırlar.Söz konusu iddia ve olay bir ilde ya da ilçe sınırlarında cereyan etmiş ise o sınırlar içinde soruşturmanın tamamlanması imkanı varsa soruşturmanın muhakkik eliyle , birden fazla ili kapsaması halinde ise müfettiş marifetiyle yapılmasında fayda vardır.Soruşturmanın muhakkik ya da müfettişe yaptırılmasında başka hususlar göz önüne alınmalıdır.Aynı ilde sanıkla görev yapan muhakkikin duyduklarından ve üstlerinin konu ile ilgili düşünce ve görüşlerinden arzu etmesede etkilenmesi mümkündür.