Skip Ribbon Commands
Skip to main content

ANASAYFA

:

Uyusturucu Maddeler

Emniyet Genel Müdürlüğü

Uyuşturucu

       İsmi üzerine "uyuşturucu...". 

      Oysa vatanımızın, milletimizin ve ailelerinizin akıl ve mantığıyla hareket eden berrak ve uyuşmamış beyinlere ihtiyacı vardır.

      Uyuşturucular; bugünümüzü ve yarınınızı karartan, sizi kendi benliğinizden ve milli kültürünüzden koparan bir felakettir.

      Benliğinden ve öz kültüründen kopmuşluk da sizi bunalıma ve cemiyetin dışına iter. Bu itilmişlik ise bedeni varlığınızın yok olmasına kadar gidebilir.

      Merak ve özentiyle başlayan sigara içme, daha sonra gelen alkol alışkanlığı ve bir üst derecesi olan alkol bağımlılığı bataklığa düşmenin habercisidir. İnsanı insanlığından alıkoyan bu bataklıkta yaşamaksa alkolle birlikte cinsi sapıklığı, fuhşu, uyuşturucu bağımlılığını, frengi ve çağımızın en korkunç hastalığı olan AIDS'ı getirmesi kuvvetle muhtemeldir.

      Biliniz ki, bu tür ortamların çoğunda ahlaki değerler geçersizdir. Ahlakın geçersiz olduğu ortamlarda bütün değer hükümleri tersine dönmüş, maddi ve manevi dengeler bozulmuş, sorumluluklar yitirilmiştir. Siz bu ortamda ancak, uyuşturucu tacirlerinin kazanç kapısı olursunuz.

      Uzmanlarca yapılan araştırmalara göre; AIDS ile uyuşturucu ortamlarının ve uyuşturucu kullanımı arasında doğrudan veya dolaylı bir ilişki mevcuttur.

      Büyük çoğunlukla siz gençlerin kullanımına sunulan, cazip gösterilen uyuşturucu maddeler; AIDS'e çeşitli hastalıklara, genç yaşta ölümlere sebep olmaktadır.

      Doğru, dürüst ve çalışkan olmaya çalışın. Kendinize bir hedef belirleyin. Enerjinizi o hedefe varmak için kullanın.

      Herkesin bir zaafı ve zayıf yanı mutlaka vardır. Önemli olan bunu bilmek ve onun esiri olmamaktır.

      Çocuklarınızı uyuşturucu kullanımına karşı korumak sizin en büyük görevinizdir. Bu görevi yapmak, topluma ve geleceğinize karşı sorumluluklarınızı yerine getirmeniz demektir.

      İçki, uyuşturucu, kumar, şans oyunları, sapıklık, fuhuş, evden kaçma, gibi faaliyetlerin tümünü besleyen, ortaya çıkaran ortama uyuşturucu kültürü denir.

      Yarınlarınızın bu ortama düşmemesi için; çocuklarınızın kimlerle arkadaşlık yaptığını ve verdiğiniz paraları nerede kullandıklarını iyi kontrol etmelisiniz.

      Çocuklarınızı sigara ve alkolden uzak tutmalı, onları ikram vasıtası olarak kullanmamalısınız.

      Çocuklarınıza ahlak bakımından iyi örnek olmalısınız.

      Çocuğunuzun kişilik kazanmasına yardımcı olup, onların kendilerine güvenini sağlamalısınız.

      Kuvvetli iradeye sahip olmaları için rehber olmalı, sizin istediğiniz konularda başarılı olamayabileceklerini düşünerek başarılı olabilecekleri alanı bulmalarına yardımcı olmalısınız.

       Çocuklarınızın meseleleriyle yakından ilgilenip, onlara yeterli zaman ayırmalı, şefkat ve merhamet göstermelisiniz.

       Çocuklarınızın baba şefkati ile otoritesini benliklerinde aynı oranda hissetmelerini sağlayacak özen ve dikkati göstermelisiniz.

      Çocuklarınıza iyi bir terbiye vermelisiniz. Onları, milli ve manevi konularda aydınlatmalısınız. Bu anlatımınız onların uyuşturucudan uzak durmalarını sağlayacaktır.

      Çocuklarınızı, uyuşturucu batağına yuvarlanmalarına vesile olabilecek kötü örneklerin ve özendiricilerin yuvalandığı birahane, meyhane, diskotek, kahvehane gibi yerlerden uzak tutmalısınız.

      Uyuşturucuya götüren sebeplerin başında gelen alkolden uzak durmalarını ve bu kötü alışkanlığa düşmemelerini sağlamalısınız.

      Bütün uğraşlarınıza rağmen uyuşturucunun pençesine düşen çocuklarınızın kurtulmalarına destek olmalı, gerekli tedavilerinin yapılması hususunda yardımcı olmalısınız.

      Uyuşturucu kullanan çocuklarınızda, arkadaşlarını değiştirme, sık sık geç kalmak; yalan söylemek, yeni yeni arkadaşlar edinmek, aşırı para harcamak gibi bazı değişiklikler olacaktır.

      Yorgunluk bitkinlik, sinirlilik gibi hallerinde uyuşturucu kullanabileceklerinden şüphelenerek sebebini araştırmalısınız.

      Uyuşturucu kullandığını tespit etmeniz halinde; önce kötü arkadaş grubundan ayırmalı, uzman psikiyatr kişilerin önerileri doğrultusunda tedavilerini sağlamalısınız.


Sevgili anne ve babalar..!

      Biliyoruz, öğüt vermek kolay, ama siz gene de gayret etmelisiniz... Önce çocuklarınız üzerinde şefkat ve merhamete dayalı otorite kurmalısınız. Daha sonra da çevrenizde olanlarla ilgilenmelisiniz.

       Çevrenizdeki bu tür olayları gördüğünüzde mutlaka 155 POLİS İMDAT telefonuna bildirmelisiniz.


ÇOCUK VE GENCE ÖRNEK OLMA :

      Çocukların hergün karşı karşıya kaldıkları anne baba tutum, davranış ve ilişki biçimlerinin; onların eğitiminde çok önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Aile ilişkileri, çocuklar için, davranış biçimleri ve insan ilişkilerinin öğrenildiği bir sahne oluşturmaktadır. Madde kullanım konusunda da, benzer mekanizma işlenmekte olup; çocuklar, anne babanın maddeler konusundaki tutum ve davranışlarını gözlemlemekte ve benzer şeyleri uygulamaktadır.

      Toplumda, anne baba başta olmak üzere, öğretmenler ve diğer etkili yetişkinlerin madde kullanımı konusundaki tutum ve davranışları; çocuk ve gençler için çoğu kez kavram karmaşası yaratmaktadır. Çocuk ve gençler, zararlı etkisi kesin olarak kanıtlanmış olan sigara ve alkol gibi maddelerin, neden erişkinler tarafından kullanıldıklarını tam olarak kavrayamamakta; kendilerinin de bu ve buna benzer maddeleri kullanabileceği düşüncesi oluşmaktadır. Anne babalar, her ne kadar, çocuk ve gençleri bağımlılık yapan maddeler konusunda uyarsa da; kendi sergiledikleri davranış modelleri, mantıklı uyarılarından çok daha etkin olmaktadır.

      Bu nedenle, anne babaların, kendilerinin kullanımı konusundaki tutum ve davranışlarının nasıl olduğunu irdelemeleri gerekir. Örneğin alkol, sigara, ilaç kullanımı konularında bu maddeleri kullanma nedenleri, sıklıkları, bu maddelere gereksinimleri, kullanıp-bırakma paternleri, bu alandaki güçlülük ve zayıflıkları gibi özelliklerin hepsi önem taşımaktadır.

      Çocuklar, anne babanın davranışlarını görerek öğrenir, anne-babanın birbirlerine olan tutum ve davranışlarını da kendilerine örnek alır, sorunların çözümünde anne babanın davranışlarını kopya ederler.


AİLE İÇİ EĞİTİM

      Eşler arasındaki ilişkilerin her zaman çok pürüzsüz olması beklenemez. Zaman zaman sürtüşme, anlaşmazlık ve tartışmalar da olması doğaldır. Önemli olan, anlaşmazlıklar karşısında, eşlerin olaya yaklaşımları, birbirlerine karşı davranışları ve çözüme ulaşmada izlenen yolların nasıl olduğudur.

      Anlaşmazlıklarda eşlerin karşılıklı oturup konuşabilmesi, her iki tarafın da kabullenebileceği bir çözüm yolu bulabilme becerisi önem taşımaktadır. Hiç sorun yokmuş gibi olayları görmezden gelip sahte bir uyum içinde yaşıyor olmak, hep çiftlerden birinin  boyun eğmek zorunda kaldığı sağlıksız bir ilişki biçimini sürdürmek, sorunların çözümünde çocuklara sarılmak ya da çatışmayı onların üzerine yansıtmak sağlıksız iletişim modelleridir.

      Çocukların eğitiminde eşlerin beklentileri, istekleri, rolleri, sorumlulukları, yönlendirmeleri, eğitime yaklaşım biçimleri kuşkusuz birbiriyle tümüyle aynı paralelde olmayabilir. Ancak, temel konulardaki eğitim anlayışında, tutarlı ve uyumlu bir birlikteliğin sağlanması çocuklar adına önem taşımaktadır.


ÖZGÜR, BAĞIMSIZ, SORUMLU, SINIRLARINI BİLEN, GÜVENLİ ÇOCUK YETİŞTİRME

      Madde bağımlılığı tehlikesi ile ilgili olarak anne babaların bilmesi gereken önemli özelliklerden biri; çocukları ve gençleri bağımsız olarak yetiştirebilmenin, onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli etkenlerden biri olduğudur.

      Maddeler, ancak kullanıldığında bağımlılık yaratırlar. Bağımlılık yapan maddelerin tümünün ortadan kaldırılması mümkün olmayacağına göre; kişinin bu maddeleri kullanmama gücünün gelişmiş olması en temel özellik gibi görünmektedir. Kişinin madde kullanması için, maddeye hayır deme gücünün olmaması ve madde kullanımı konusunda önceden istekli olması gerekir. Bir başka deyişle, maddeye hayır diyemeyen ve kendisiyle ilgili sorumluluk duygusu yeterince gelişmemiş olan kişilerde maddeye alışma tehlikesi çok daha fazla olduğu söylenebilir.

       Çocuklara sorumluluk duygusunu verebilmek, onları madde bağımlılığından uzak tutabilecek en önemli unsurdur.

       Çocukları bağımsız olarak yetiştirmenin ne olduğu; onlara güven ve bağımsızlık duygusunu kazandıran bir eğitim yaklaşımının nasıl olacağı soruları hep akla gelmektedir.

      Bunu anlayabilmek için, çocukların, kendilerine özgü bir özgürlük ve serbestlikleri olması; ancak her şeyde olduğu gibi, bu özgürlüğünde sınırlarının iyi tanımlanması gerektiği bilinmelidir.

      Çocukların kendilerine güvenebilmeleri, kişilik sahibi olabilmeleri için yalnız başlarına, anne-babasız hareket edebilecekleri alanlara gereksim duyulmaktadır. Anne-babaya düşen görev, çocuklarına bu serbest alanda yol göstermek; ancak bu serbestliğin sınırlarını da açık olarak belirlemektir.

      Bu nedenle; çocukların belirli konularda; yaşlarına uygun olarak ve kendi başlarına serbest hareket edebilmeleri, onların kendi davranışlarını kontrol edebilmeleri için çok önemlidir.

      Çocuk kendi başına bir karar verdiğinde; bu kararın kendi yaşamı üzerindeki etkileri konusunda bir sorumluluk alacak ve belli oranda bir riske girecektir. Bu risk ona ağır gelse bile, sonuçta kendisine bazı deneyimler kazandıracaktır. Kendi verdiği kararlar sonucu çocuğun olumlu şeyler elde etmesi, ona verdiği kararın doğru olduğunu öğrenecek; olumsuz şeyler yaşaması ise, bu deneyimin ona daha sonraki denemeler için katkıda bulunmasını sağlayacaktır. Bu deneyimler sonuçta, çocukta güven ve sorumluluk duygusunun gelişmesinde önemli adımlar olarak düşünülmektedir.

       Bağımsızlık ve kişisel sorumluluk ancak uzun zaman süreci içinde, yavaş yavaş ve alıştırmalarla verilebilir.

       Hangi yaşta olursa olsun, herkesin belirli sınırlara gereksinimi vardır.

      Hem toplumsal yaşantıda uyumlu olabilmek, hem kişisel iç huzuru ve dengeyi sağlayabilmek için; kişinin belirli sınırlarının olmasına gerek vardır. Bu sınırlar, kişisel bütünlüğü koruyabilmek ve başkalarıyla iletişimde açık ve net olabilmek için de gereklidir. Bu sınırlar aynı zamanda, kişinin kendini hangi alanlarda ve nereye kadar geliştirebileceğinin de bir ölçüsü gibi düşünülebilir. Çocukların sınırları, önce anne baba olmak üzere çevre ve toplum tarafından belirlenmektedir. Aile, okul, meslek eğitimi, maddi durum, ev durumu gibi aileye değişen etkenler yanı sıra; alienin çocuk yetiştirme biçimleri, tüm alanlarıyla eğitim ve öğretim, toplumdaki sosyal ve kültürel değer yargıları da bu sınırların belirlenmesinde çok önem taşıyan değişkenlerdir.

      Çocukların sınırlarının nasıl ve ne oranda olması gerektiği aile tarafından belirlenirken; kuşkusuz, çocuğun kendinden getirdiği yaratılış özellikleri de bunda etkili olmaktadır.

      Daha bebeklikten başlayan bu sınırlar, çocuğun gereksinimleri ve ailenin tutumuna göre, her yaş için farklı düzey ve biçimde olmak üzere yeniden ayarlanmalıdır.

     Çocuk ve gencin sınırları; "esnek ama gevşek değil", "belirli ama katı değil", " tutarlı ama değişmez değil", "yaptırımı olan ama zorlayıcı değil" nitelikte olmalıdır. Kuşkusuz, bu sınırların belirlenmesine, çocuk ve gencin gereksinimleri, beklentileri, dilekleri de önemsenmeli; gelişen topluma göre güncel değerler göz önüne alınmalı; çocuk ve gencin de bu oluşumda payının olmasına dikkat edilmelidir.

     Çocuğa belirlenen sınırların çok geniş ve gevşek olması; bir anlamda "sınır olmaması" anlamına gelmektedir. Bu durumda çocuk ve genç, gerçek yaşamda neyi, ne zaman, nerede, nasıl yapacağını öğrenmemekte; davranışlarını ayarlama ve kontrol edebilmeyi becerememekte; gerçek yaşamdaki ilişkileri tam anlamıyla kavrayamamakta; insanlarla ve toplumla olan ilişkilerini ayarlayamamakta; kendi sınırlarının nerede bittiği ve başkalarının özğürlüğünün nerede başladığını kestirememekte; sosyal uyum ve iletişimde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.

      Bunun tersine, çocuğa gereksiz engellemeler ve yasaklardan oluşan bir sınır belirlenmesi; "çocuğun kişiliğinin aşırı sınırlanması" demektir. Bu durum, çocuk ve gencin yaşam becerilerinin gelişmesinde engelleyici rol oynamakta; güvensizlik, karamsarlık ve kuşku duyguları ve bunların neden olduğu yeni psikososyal sorunlara yol açmaktadır.

      Sınır ve sorumlulukların kesin olarak belirlenmediği, anne baba arasında belirgin tutum farklılıkları olduğu, aynı konuda farlı zamanlarda farklı sınırların söz konusu olduğu durumlar; "belirsizlik, tutarsızlık ve güvenilmezlik" olarak değerlendirilmektedir. Böyle bir durum, çocuğun ve gencin, kendi davranışlarını ayarlama, karar verme ve sorumluluk almada sorun yaşamasına neden olacaktır.


Anne babalar için önemli cümleler:

Çocuk ve genç,
Duygusal açıdan,
Sevgi, ilgi,
yakınlık,
onaylama,
Saygı görme,
önem verilme,
Övgü alma,
cesaretlendirme,
kendini özgürce anlatabilme,
Belli sınırlar içinde bağımsız davranabilme,
Sağlıklı bir ortamda büyüyüp gelişme,
Uygun biçimde eğitilme,
Umut ve beklentilerinin desteklenmesini ister.


Çocuk ve genç,

Anne baba davranışlarını görerek öğrenir,
Anne babayı kendine örnek alıp taklit eder,
Anne babanın birbirlerine karşı davranışlarını gözler,
Sorun çözümünde anne babadan gördüklerini yapar.


Çocuk ve genç,

Anne babanın ona zaman ayırmasına gereksinim duyar,
Ailede olumsuz ilişkiler varsa onarılmasını ister,
Sorumlulukları üstlenmede yol gösterilme ve destek arar.

Çocuk ve gence sorumluluk duygusu verilmelidir,
Çünkü, sorumluluk duygusu madde bağımlılığından uzak olabilmede önemli bir unsurdur.


      Anne babanın, çocuk eğitiminde unutmaması gereken bazı cümleler, madde kullanımı konusunda da geçerli olup; onlara yaklaşımda da dikkate alınmaları gereken bazı cümleler vardır

       Tedaviye Yönlendirmede Temel Yaklaşımlar Alkol / Madde kullanan kişi, sorunun varlığını inkar etme eğilimindedir. Bir şey söylemek yerine, aktif biçimde çok iyi dinlemek Alkol / Maddenin, kişinin yaşamı üzerindeki olumsuz etkilerinin neler olduğunu farketmesini sağlamak, tartışmadan kaçınmak, yargılamamak, kendine güvenmesini sağlamaya çalışmak, O' nu olduğu gibi kabul etmek, Alkol / Madde kullanımıyla ilgili sorunların sorumluluğunu ona bırakmamak; kendi kararlarını vermesini desteklemek.

ÇOCUK VE GENÇTE MADDE KULLANIMINI DÜŞÜNDÜREN BELİRTİLER:

      Ergenlik dönemi, puberte ile başladığı, gencin kendi ekonomik bağımsızlığının kazandığı yaşlara kadar sürdüğü kabul edilen bir gelişim dönemidir. Biyolojik, psikolojik ve ruhsal olarak hızlı değişimlerin yaşandığı bu çağ; kendine özgü bazı özellikler taşımaktadır. 10' lu yaşların başından, 20' li yaşların başı ya da ortasına kadar uzayabilen bu dönemde; bir çocuğun yetişkin hale gelmesi söz konusudur.

       Her çocuk ve gencin kendine özgü biçimde yaşadığı bu dönemde, bireysel ruhsal bağımsızlığın kazanılması, uygun ve tutarlı akran ilişkilerinin kurulabilmesi, kimlik duygusunun şekillenmesi, geleceğe yönelik planların oluşturulması, karşı cinse ilişkin tutum ve davranışların tutarlı hale gelmesi, iş ve meslek yolunun çizilmesi, aile ve toplum değer yargılarının harmanlanıp kişinin kendine özgü bir değerler sistemi oluşturulması, ekonomik bağımsızlın sağlanması, davranışlarının sorumluluğunu üstlenir hale gelebilmesi gibi bir çok görev beklenmektedir.

      Ergenlik döneminin uzun zaman sürmesinin yanısıra, ergenden beklenen görevlerin çeşitliliği ve zorluğu; bu dönemde ergenlerin bazı sorunlar yaşamasına yol açabilir. Bu dönemin kendine özgü ruhsal ve davranışsal özellikleri, duygusal çalkantıları, uyum güçlükleri, kimlik sorunları, bocalamaları, otoriteyle çatışmaları çoğu kez büyük sarsıntılara neden olmaksızın çözülür. Ancak bazı ergenler için, bu özellikler, ciddi ve ağır biçimde sorun yaşanmasına neden olabilir. Madde kullanımı da bu ciddi sorunlar arasında sayılmaktadır.

     Ergenlik döneminin olağan gelişimsel çalkantılar arasında; derslerdeki başarısında dalgalanmalar, aileyle çatışma ve aile yaşamından uzaklaşma isteği, ruhsal yönden duygusal ve davranışsal sorunlar gösterme, ilgi ve isteklerinde kararsızlık ve değişkenlik, okul ya da meslek eğitimine ilişkin sorun ve bocalamalar yerini değiştirme gibi önemli kararlar söz konusu olabilir.

      Çocuk ve gençlerde, madde bağımlılığının başlangıcını gösteren kesin bir işaret yoktur. Ergenliğin olağan duygusal sorunları ya da başka ruhsal bozuklukların da benzer belirtilere yol açabileceği akılda tutulmalı; ancak, ergende madde kullanımı kuşkusunu akla getirebilecek bazı ciddi davranış değişiklikleri gözden kaçırılmamalıdır. Bu belirtilerin ciddiyetinin değerlendirilmesi, başka ruhsal sorunlarla ayırıcı tanının yapılması, çözüm önerileri ve tedavi yaklaşımı; madde kullanımı konusunda özelleşmiş çocuk/ergen psikiyatristleri ve erişkin psikiyatrislerinin görev ve sorumluluk alanı içindedir.

Sevgili Gençler!

      Sizin ve geleceğinizin en büyük düşmanı sigara, alkol ve uyuşturucudur. Birahane, diskotek, meyhane ve benzeri mekanlar uyuşturucu kullanımı ve dağıtımı için uygun mekanlardır. Bu mekanlardan uzak durunuz. Merak için gitmek zorunda kalırsanız bile dikkatli olunuz, tuzaklara düşmeyiniz.

      Uyuşturucular, sizi milli ve manevi değerlerinizden koparır, cemiyete uyum sağlayamayan kavgacı, sinirli ve uyumsuz insan haline getirir. Bu da içinde yaşadığınız cemiyetten soyutlanmanıza ve batağa iyice saplanmanıza sebep olur.

      Düşünün! Sizler bizim geleceğimizsiniz. Büyük önder ATATÜRK bile Cumhuriyeti ve İstikbali sizlere emanet etmedi mi? Onu korumak ve kollamakla yükümlü kılınmışsınız. Pekii ! Bu koruma ve kollama eylemini uyuşmuş beyinlerle yapmanız mümkün mü? Cemiyetten soyutlanmakla Cumhuriyeti korumanız ve kollamanız mümkün mü?

      Kötü örneklerin hayatlarına, parıltılı ve sahte yaşantılarına aldanmayın. Onlar, Cumhuriyetin kollayıcısı olan sizleri bu görevden alıkoymak için canla, başla çalışan düşmanlarınızdır. Soğuk savaşın çirkin bir anlayışı olarak, sizleri önce uyuşturucuya iten ortamları hazırlayarak dejenere edip, sonrada öldürücü alışkanlıklarla imhaya yönelen guruplar mafya adı altında örgütlenmiştir.

      Sizin örnek aramaya, hele hele kötü örneklere sarılmanıza gerek yoktur. Çünkü; Mustafa Kemal ATATÜRK gibi bir mürşidiniz (Yol göstericiniz) vardır.


Ne Yapmalısınız?

      Öncelikle uyuşturucu kullanımına yol açan ortamlardan uzak durmalısınız.

      Kötü örneklerden (İdoller) kaçınmalı, onların parıltılı ve şaşalı yaşantılarına aldanmamalısınız.

      Uyuşturucu kullanımına başlamanın en büyük sebeplerinden olan deneme isteğinden kendinizi uzak tutmalısınız.

      Size bedava uyuşturucu teklif edenlere "bir kere kullanmadan bir şey olmaz" diyenlere kanmamalısınız.

       Sorunlarınızın çözümü uyuşturucu kullanımıyla sağlanmaz. Uyuşturucuya sığınmamalısınız.

       Çevrenizdeki arkadaşlarınızda uyuşturucu kullanımına zemin hazırlayan ortamlardan uzak tutmalısınız.

        Enerjinizi milli ve manevi değerlere sosyal faaliyetlere yönetmelisiniz.

        Model şahsiyetlerin bozukluğunu aklınızdan çıkarmamalısınız.


Sevgili Gençler!

      Sevincinizi, üzüntülerinizi aileniz büyükleriyle paylaşınız.

      Sizin en yakın dostunuz sizin için her şeyini fedaya hazır aile büyüklerinizdir. Onlara karşı dürüst olunuz. Onlardan hiçbir şeyinizi gizlemeyiniz. Onlara güveniniz.

       Problemlerinizi anlatınız, tek başına çözüm bulmaya kalkmayınız.

       Onlar sizlerden daha deneyimlidir. Onlardan korkmayınız. Kimin problemi yok ki? El birliğiyle her şey çözülür.

       Uyuşturucu ÇÖZÜM değil ÇÖZÜMSÜZLÜKTÜR.